Öğretmence

Öğretmen Bloğu

Ziynet Sali-Beş Çayı

Sezen Aksu dan çok güzel bir şarkı.:rolleyes:

http://rapidshare.com/files/228800145/14360313.flv.html

Ziynet Sali-Beş Çayı

Sosyolojik terimler

A

Alt Kültür : Bir toplumdaki egemen toplumsal grubun dışında bulunan toplumsal grupların kendi kültürlerine denir. Egemen kültür biçiminin dışında bulunan kültür normları.
Alt Yapı : Bir toplumsal gruba ait olan tüm maddi bölüm. Daha çok üretim biçimi, mimari yapı denilebilecek, toplumun günlük yaşamında kullandığı maddi öğeler.
Anaerkil : Toplumsal yönetim gücünün kadının elinde toplandığı durum. Tüm toplumsal kurum ve kuruluşlarda (aile, devlet, kamu kurumları ve iktisadi işletmelerâ?¦) karar verme ve yönetme gücünde kadın egemenliği vardır. Ayrıca bu egemenlik kız evlat üzerinden devredilir.
Anomi : Toplum ilişkilerini yönlendiren kuralların zayıflaması sonucu oluşan boşluk durumu.
Artı Değer : Üretim sürecinde, tüm giderler (kira, hammadde, enerji, ücret ve faiz giderleri) hesaplanarak toplam gelirden çıktıktan sonra kalan miktar sermayedarın kârı olarak kabul edilir. Bu miktar, işçinin artı olarak fazladan ürettiği değerdir.
Arz-Talep Yasası : Piyasada bir malın değerinin, malın piyasada az bulunup çok istenmesine bağlı olarak artacağını, tersi bir durumda ise düşeceğini savunan anlayış.
Ataerkil : Toplumsal yönetim gücünün erkeğin elinde toplandığı durum. Tüm toplumsal kurum ve kuruluşlarda (aile, devlet, kamu kurumları ve iktisadi işletmelerâ?¦) karar verme ve yönetme gücünde erkek egemenliği vardır. Ayrıca bu egemenlik erkek evlat üzerinden devredilir.

B

Bölüşüm : Üretilen bir mal veya hizmetin üretim aşamasındaki etkenler (doğa, işgücü, hammadde, enerji, üretim araçları ve teşebbüs) arasında dağılımı.
Burjuva : Özellikle sanayi devriminden sonra üretim araçlarına (fabrika gibi) sahip olarak zenginleşen sermaye kesimi. Kapitalist toplumda üst tabakayı oluşturan grup.
Bürokrasi : Devlet mekanizmasında bulunan birey, grup ve kurumların tümü.

C, Ç

Cemaat : Kan bağıyla bir araya gelmiş, uzmanlaşmanın olmadığı, dayanışma esaslı insan grupları.
Cemiyet : İşbölümü amacıyla bir araya gelmiş, mesafeli ilişkilerin bulunduğu insan grupları.
Çekirdek Aile : Anne, baba ve çocuklarla sınırlı olan aile.

D

Damping : Bir malın gerçek değerinin altında satılmasıdır.
Değişim : Biçim ve ilişkilerde bir durumdan, başka bir duruma geçme.
Deflasyon : Bir ekonomide toplam arzın, toplam talepten çok olmasıdır. (Enflasyonun tam tersi)
Devalüasyon : Enflasyon sonucunda mal veya hizmete olan ihtiyacı gidermek için ülke ithalata yönelir. Bu durumda tıkanan ihracatın (dış satım) arttırılması için paranın değerinin altın ve döviz karşısında düşürülür. Devalüasyon, ülke parasının yaşadığı bu ani değer yitimidir.
Devrim (İhtilâl) : Tüm değer ve biçimlerde meydana gelen ani ve köklü değişim.

E

Emek : İnsanın kendisini yada doğayı belli bir amaca yönelik olarak değiştirmek için giriştiği bilinçli eylemlilik süreci.
Enflasyon : Bir ekonomide toplumsal talebin (toplumun herhangi bir mala veya hizmete olan ihtiyacının), toplam arzdan (topluma sunulan mal veya hizmet miktarından) fazla olmasıdır. Bu durumda ürün miktarından fazla tüketici olduğu için ürünün değeri yükselir, paranın değeri düşer. Kısaca enflasyon, ülke piyasasında bulunan paranın, üretilen mal ve hizmet değerinden daha fazla olması durumunda ülke parasının değer yitirmesidir.
Evrim : Değer veya biçimlerde meydana gelen yavaş yavaş ve kısmi değişim.

F

Faiz : Üretim sürecine parasal (yada değişim değeri olan herhangi bir değer) desteğini yatıran sermayenin, üretim sürecinden elde ettiği gelir.
Fonksiyon (işlev) : Bir kültür öğesinin toplumsal uyum üzerine yaptığı katkı.

G

Gelenek : Toplumun eski zamanlarından (atalarından) kuşaktan kuşağa aktarılarak gelmiş olan, sözsel, davranışları düzenleyen ve etkin bir yaptırım gücü bulunan kurallar bütünü.
Görenek : Toplum davranışını düzenleyen, fakat uyulması için herhangi güçlü bir yaptırımı bulunmayan kurallar bütünü.
Gümrük : Bir ülkenin ulusal sanayisini korumak amacı ile dışarıdan gelen mallara koyduğu sınırlamadır. Gümrük aynı zamanda ithalat ve ihracat üzerinde de denetimi sağlar.

H

Halk : Bir ülkede yaşayan, ortak bir kültüre ve yaşam geçmişine sahip insanlar bütünü.
Hiyerarşi : Tüm gücün en geniş ölçüde en üst kademede bulunandan en alttakine doğru sıralandığı sosyal örgütleniş biçimi.
Heterojen Toplum : Toplumu oluşturan ayrı ayrı niteliklere sahip kişilerin kendi özelliklerini koruduğu, mesleki uzmanlaşmaya sahip toplum biçimi.
Homojen Toplum : Toplumu oluşturan ayrı ayrı niteliklere sahip kişilerin kendi özelliklerini koruyamadığı ve toplum kültüründe eridiği, mesleki uzmanlaşmaya sahip olmayan toplum biçimi.

I, İ, J

İdeoloji : Belli bir toplumdan en genel olarak toplumlara kadar uzanan bölümdeki tüm yapılar hakkında birbiriyle tümüyle tutarlı bilgi ve inançlardan oluşan düşünce sistemi.
İktidar : Toplumun yönetim gücünü elinde bulunduran kişi, zümre veya kesim.
İnkılâp : Biçim ve ilişkilerde bir durumdan, başka bir duruma geçme (değişim, dönüşüm).

K

Kamuoyu : Herhangi bir konu üzerinde toplumun tüm kesimlerinin ortaklaştığı yaklaşım biçimi.
Kâr : Üretim sürecine teşebbüs etmiş olan girişimcinin, üretimden elde ettiği gelir.
Kartel : Rekabeti azaltmak ya da tamamen ortadan kaldırmak için, aynı malı üreten firmaların kendi aralarında yaptıkları anlaşma. Bu anlaşma daha çok anlaşma dışındaki firmaların ve küçük kuruluşların iflasını amaçlamaktadır. Böylece kartel oluşturan firmalar tekel konumuna geçebilirler. Kartel anlaşmasıyla firmalar bağımsızlıklarını yitirmez.
Kliring : İki ülkenin kendi aralarındaki mal alış-verişlerinde kendi ulusal para birimlerini kullanmak üzere yaptıkları antlaşmadır.
Konvertibilite : Bir ülkenin ulusal parasının dünya piyasalarında alınır satılır olmasıdır.
Kuvvetler Ayrılığı : Devleti yönlendiren yasama , yürütme ve yargı yetkisinin ayrı ayrı kişi veya kurumlara verilmesi. Daha çok demokrasilerde kullanılan, sistemin kendini koruma aracı.
Kültür : Bir toplumun tarihsel süreçte yaşadığı toplumsal değişimlerle elde ettiği tüm maddi ve manevi değerler ve bu değerleri yaşatmada kullanılan araçların tamamı.

L

Lâik (-lik) : Devlet yönetiminde dini inançların, dini inançlardan da devlet güçlerinin olmamasını savunan düşünce sistemi ve bu sistemi uygulayan yönetim biçimi.
Liberalizm : İnsanların özgürce düşünmesini ve özgürce ekonomik girişimde bulunmasını savunan düşünce. İkiye ayrılır: Sosyal Liberalizm (özgür toplumsal yaşamı savunur) ve Ekonomik Liberalizm (özgür ekonomik girişim imkânları yaratılmasını savunur).

M

Meşru : Kamuoyu tarafından onaylanmış olan kural veya durumlar.
Meta : Kullanım ve değişim değeri olan şeylerin bütünü (mal).
Millet : Aynı coğrafi bölgede yaşayan; aynı ekonomiyi, dili ve kültürü paylaşan; tarihsel geçmişe dayanan ve ortak amaçları bulunan en geniş insan topluluğudur.
Milli Gelir : Bir ülkede bir yılda üretilen mal ve hizmetlerin parasal değerine, gayri safi milli hasıla denir. Bu gayri safi milli hasıladan makinelerin yıpranma payı olan amortismanlar (yenileme giderleri) çıkarılırsa milli gelir elde edilir.
Monografi : Bir toplumsal birimin bir yanıyla ilgili olarak yapılan derinlemesine ve sistemli çalışmadır.
Muhalefet : Henüz iktidar olmamış ama iktidar olmayı hedefleyen, iktidarı elinde bulunduran kesimin karşısında onu sorgulayan kişi, zümre yada kesim.

N

Nicelik : Herhangi bir şeyin ölçülebilir, ve hesaplanabilir olan sayısal yanı.
Nitelik : Herhangi bir şeyin durumunu bildiren, onun hakkında bilgi veren betimsel yanı.

O, Ö

Otorite : Bir kişinin yada grubun, toplum tarafında meşru görülen karar verme ve yönlendirme yetkisi veya gücü.
Örneklem Grubu : Kamuoyu yoklaması yapmak amacıyla, zamandan ve ekonomiden tasarrufu sağladığı için toplumun genel özelliklerine sahip olduğu düşünülen insanlardan seçilen grup.

P, R

Proletarya : Sanayi devriminden sonra fabrikalarda çalışan işçiler içerisinden toplumsal sınıfının farkında olan kesim. Kapitalist toplumda alt tabakayı oluşturan, Sosyalist toplumda yönetim gücünü elinde bulunduracağına inanılan sosyal grup.
Propaganda : Bir düşünceyi veya inancı savunan kişilerin, kendi gruplarını çoğaltmak amacıyla her türlü iletişim araçlarını kullanarak diğer gruplar üzerine yaptıkları ikna ve benimsetme çabaları.
Rant : Toprağın üretime katılmasından sonra üretim gelirlerinden toprak sahibine düşen gelir. Üretimi sağlayan etkenlerden biri olan doğanın bir parçası da topraktır.
Revalüasyon : Bir ülkede paranın altın ve döviz karşısında değer kazanmasıdır. (Devalüasyonun tam tersi)

S, Ş

Sanayi Devrimi : 18. yy. ın son çeyreğiyle 19. yy. ın ilk çeyreği arasında önce İngiltere de, sonra Kıta Avrupa sında ortaya çıkan üretimde serileşmeyi ve makineleşmeyi kapsayan gelişme süreci.
Saygınlık (prestij, itibar) : Toplum içerisindeki ilişkilerde herhangi bir kişiye yada kuruma diğerlerine karşı sosyo-ekonomik hiyerarşide üstünlük sağlayan durum.
Sermaye : Toplumsal ekonomik yapı içerisinde kişilerin yada kurumların sahip olduğu tüm değişim değerleri.
Siyaset : Belirli bir amaç doğrultusunda gerçekleşmesi istenen bir değişim için uygulanması planlanan tüm gidiş yolları.

T

Tekel : Bir malın yapımının tek bir firmanın elinde bulunmasıdır. Firma malın değeri, üretimi ve sunumu ile ilgili tek söz sahibidir.
Teokrasi : Dini inanç çerçevesinde planlanmış olan kurallar bütünü.
Töre : Toplumun yaşantısında alışılmış olan kalıp davranış biçimlerinin tümü.
Tröst : Aynı malı üreten firmaların aynı çatı altında toplanmalarıdır, Firmalar bağımsızlıklarını yitirerek, tek bir yönetime girerler.

U, Ü

Ulus : Aynı coğrafi bölgede ve ekonomide yaşayan, ortak bir dil ve kültür benimsemiş en geniş insan topluluğu.
Üretim : Belli bir ihtiyacı karşılamak için ortaya bir mal çıkarma süreci.
Üst Kültür : Bir arada yaşan toplumların kültürlerinden oluşmuş ortak kültür.
Üst Yapı : Toplumun yaşantısından doğan tüm kültürel ve manevi özellikler.

V, Y, Z

Yaptırım : Bir kuralın uygulanmasını sağlayan zorlayıcı faktörlerin tümü.

Sosyolojik terimler

TOPLUMSAL YAPI ve TOPLUMSAL İLİŞKİLER(ders notu)

TOPLUMSAL YAPI ve TOPLUMSAL İLİŞKİLER
1- Toplumsal Yapı

Toplum belli bir coğrafyada bir araya gelmiş insanların tamamıdır. Bütün bu insanlar kendi aralarında değişik ilişki biçimleri geliştirirler. İşte toplumsal yapı, bir toplumdaki bireylerin, grupların, kurumların kendi aralarında düzenlenmiş toplumsal ilişkilerinin bir bütünüdür. Toplumu oluşturan parçalar insan yaşamının ürünü oldukları için çok çeşitlidir. Dolayısıyla toplumsal yapı, toplumun hem maddi hem de manevi yönünü içine alan bir kavramdır. Toplumsal yapı ikiye ayrılır:

a. Maddi Yapı (Fiziki Yapı): Toplumun yaşamış olduğu mekanın ve bu mekandaki yerleşiminin şeklini ve çevresini anlatır. Nüfusun yerleşim biçimi, dağılımı, köy-kent yapılanmasıâ?¦
b. Manevi Yapı (Kültürel Yapı): Bir toplumun insanları arasındaki sosyal ilişkiler ağını anlatır. İnsanlar arasındaki ilişkiler sonucunda ortaya çıkan ilkeler ve anlamlar manevi yapıyı oluşturur. Sosyal ilişkiler, statüler, roller, değerlerâ?¦

Toplumsal Yapının Özellikleri:
â?¢ Toplumsal yapı her toplumun kendisine özgüdür ve toplumdan topluma değişir.
â?¢ Toplumsal yapıdaki değişmeler birbirini etkiler.
â?¢ Toplumsal yapı aynı toplumda zaman içinde değişime uğrar.
â?¢ Her toplumsal yapının sahip olduğu özellikler kendine özgüdür.

ÖRNEK :

Toplumsal yapıda yer alan kurumlardan birindeki değişme, bu kurumla diğer kurumlar arasındaki uyumu bozar. Bu uyumsuzluk diğer kurumların değişmeye ayak uydurmasıyla giderilir. Böylelikle toplumsal yapıda sağlanan uyum, kurumlardan birinin değişmesiyle tekrar bozulur ve benzer süreçten geçirilerek yeniden sağlanır. Bu durum zaman içinde böylece sürer gider.
Bu açıklamada, toplumsal yapının hangi özelliği üzerinde durulmaktadır?

A) Bir kurumdaki değişmenin, başka kurumlarca engellenmesi
B) Bazı temel niteliklerinin değişmeye kapalı olması
C) Toplum geliştikçe değişme hızının azalması
D) Değişmeyi, sürekli olarak yeni kurumun başlatması
E) Dengeyi sağlamaya yönelik bir iç dinamiğe sahip olması

(1992/ÖYS)

Çözüm :
Toplumlar, hareketli birer organizma gibidirler. Öncelikle çevresel etkenlere uyum sağlamaya çalışırlar, sonrasında ise toplum içi unsurların olası hareketliliklerine uyum sağlamak için değişimler gösterirler.
Paragrafta, toplum içindeki değişimlerin birbirini nasıl tetiklediğinden bahsedilmektedir. Ancak bunu değişim zincirini ilk olarak başlatan yapının devamlı suretle yeni olan toplumsal yapılar olduğuna değinilmiyor. Bunun yanında paragrafta anlatılan değişim süreçleri farklı hızlarda ilerlemiyor . Ayrıca değişimin bu kadar açık anlatıldığı bir paragraftan sonra değişimin engellenmesinden bahsedemeyiz. Ancak, bu değişim zincirinin aslında değişime uğrayan bir yapıya uyum sağlamak için başka yapıların da değişimiyle gerçekleştiği vurgulanıyor. Yani amaç, iç dinamiğe karşı, dengenin sağlanmasıdır .
Bu nedenlerden doğru yanıt: E dir.

2- Toplumsal İlişkiler

Bir toplumdaki insanların kendilerini anlatmak, başkalarını anlamak, gereksinimlerini gidermek, karşılıklı yardımlaşmak ve anlaşmak üzere giriştikleri her türlü yaklaşma ve uzaklaşmalara toplumsal ilişki denir.

Max Weber`e göre toplumsal ilişkilerin özellikleri şunlardır:
â?¢ Toplumsal ilişki, en az iki kişi arasında olmalı.
â?¢ Belirli bir zaman dilimi içinde yaşanmalı.
â?¢ İlişki içerisindeki bireyler birbirinden haberdar olmalı.
â?¢ Bireyler birbirlerini etkilemeli.
â?¢ Yaşanan ilişki bireyler arasında aynı anlama gelmeli.

3- Toplumsal İlişki Çeşitleri

Toplumsal ilişkiler ilişkinin süresi ve ilişkide bireyler arası yakınlık derecesine göre iki farklı ölçüte göre sınıflandırılırlar:

A. İnsanlar Arası Samimiyet Derecesine Göre:

a. Birincil ilişkiler : İnsanlar arasında yüz yüze ve sıcak bir ilişki vardır. Biz duygusunun egemen olduğu bu ilişkide ağırlıkta olan bir kişisel çıkara rastlanmaz. İlişkideki insanlar benliklerinin bütünü ile ilişkiye katılırlar. Yazılı kurallara dayanmayan, daha çok duygu ve samimiyetin geçerli olduğu ilişkilerdir. Örneğin: Aile fertleri, komşular ve yakın arkadaşlar arasındaki ilişki.

b. İkincil ilişkiler : İnsanlar arasındaki resmi kurallara dayanan ve genelde yazılı kurallarla çerçevesi sınırlandırılmış olan ilişkilerdir. Bu ilişkide ben duygusu hakim durumdadır. İlişkideki insanlar yüzeysel ve kısmi olarak ilişkiye katılırlar. Çok geniş bir insan katılımı vardır. Örneğin: Askerde komutan ile er, bir resmi kurumda amir ile memur ilişkisi.

ÖRNEK :

Aile, komşuluk, mahalle arkadaşlığı gibi gruplarda görülen ilişkilere birincil ilişkiler denir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi birincil ilişkilerin özelliklerinden bir değildir?

A) Küçük gruplarda yer alması
B) Yazılı kurallara bağlı olması
C) Duygusal ilişkilerin yoğunluk kazanması
D) Bireyler arası etkileşimin güçlü olması
E) İlişkilerin uzun süreli olması

(1985/ÖSS)

Çözüm :
Birincil ilişkiler, insanlar arasında samimi bir ilişkinin olduğu, biz duygusunun egemen olduğu, duygusal temele sahip ve yazılı kurallara bağlı olmayan ilişkilerdir.
Yazılı kurallar, gruptaki insan sayısının artmasından sonra, insanlar arasında ortaya çıkan güvensizliğe karşı önlem olarak konmuş kurallardır. Ancak birincil ilişkinin var olduğu gruplar, küçük gruplardır. Bu nedenle insanlar, yüz yüze ve samimi ilişkiler kurabilirler. Bunun doğal sonucu olarak da, yazılı kurallara ihtiyaç duymazlar.
Bundan dolayı doğru cevap: B dir.

ÖRNEK :

Durkheim e göre, bir toplumda nüfus arttıkça yaşamak için verilen mücadele de şiddetlenmektedir. Toplumsal farklılaşma, nüfus artışının getirdiği sonuçlara barışçıl bir çözümdür. Bu yolla aynı işlerdeki yarışma ortadan kalkar; bireyler başka başka meslekler edinerek farklı görevleri yerine getirirler. Böylece her birey ayrı ayrı çalışarak diğer bireylerin hayatına katkıda bulunur.
Bu paragraf, aşağıdakilerden hangisine ilişkin bir açıklamayı içermektedir?

A) Organik dayanışmanın ortaya çıkışına
B) Mekanik dayanışma ile toplumsal bilinç arasındaki ilişkiye
C) Kolektif mülkiyetin bireysel mülkiyete dönüşmesine
D) Toplumsal bilinç ile bireysel bilinç arasındaki farka
E) Toplumun sürekliliği ile toplumsal bilinç arasındaki ilişkiye

(1983/ÖYS)

Çözüm :
Durkheim e göre insanlar, oluşturdukları gruplarda kişi sayısına göre yaşam biçimi geliştirmektedir. Bunun sebebi ise, bir arada yaşayan insan sayısı arttıkça, kaynak kullanımı sorunun ortaya çıkmasıdır. Bu ise, paylaşım ve değişim ilişkilerini karmaşıklaştırmaktadır. Bu nedenle bizler, aile içerisindeki ilişkinin benzerini toplumun kendisinde görememekteyiz. Toplumlar da kendilerini oluşturan kişi sayısına göre yaşam biçimi geliştirmişlerdir. Örneğin: Kişi sayısı az iken daha samimi ve sözlü kurallara dayalı dayanışmanın olduğu mekanik ilişkileri; kişi sayısının arttığı durumlarda ise, yüzeysel ve yazılı kurallarla belirlenmiş işbölümünün olduğu organik ilişkiler bulunmaktadır.
Paragrafta insanların kendi işlerini yaptıkları, uzmanlaşmış bir toplum yaşamı anlatılmaktadır. Buna göre işbölümü anlayışı gelişmiştir. Çünkü üretimde herkesin kendince yapabildiği bir iş vardır ve ortak çalışma bir ürünü ortaya çıkarmaktadır. Böylece aslında organik toplumun ortaya çıkışının anlatıldığını görmekteyiz.
Bu nedenle yanıt: A dır.

B. İlişkinin Süresine Göre:
a. Tesadüfi ilişkiler : Belli bir ihtiyacı gidermek için karşı karşıya gelmiş insanların kısa süreli sosyal ilişkileridir. Örneğin:Taksi şoförü ve yolcusu arasındaki ilişki.

b. Periyodik ilişkiler : Önceden planlanmış bir program dahilinde belirli zamanlarda gerçekleşen seyrek, fakat düzenli ilişkilerdir. Örneğin: Haftanın belirli günlerinde ders için bir araya gelen öğretmen ve öğrencilerinin ilişkisi.

c. Sürekli ilişkiler : İnsanların birbirleriyle gerçekleştirdikleri çok uzun süreli olarak devam eden ilişkilerdir. Örneğin: Aile içinde ve yakın arkadaşlarla kurulan ilişkiler.

4- Toplumsal İlişki ile İlgili Temel Kavramlar

a. Toplumsal Statü ve Roller

Statü :
Bir toplum içinde yaşayan bireyin, o toplumdaki yerini, konumunu ve mevkisini belirleyen özelliklerine toplumsal statü denir. Statüler ikiye ayrılırlar:

a. Verilmiş Statüler : Bireyin kazanmak için herhangi bir çaba sarf etmediği, doğuştan kendisinde varolan statülerdir. Örneğin: cinsiyet, ırk, zengin ya da yoksul bir ailenin çocuğu olmak gibi.
b. Kazanılmış Statüler : Bireyin doğuştan sahip olmadığı, kendi çaba ve gayretiyle sonradan elde ettiği statülerdir. Örneğin: öğretmen, öğrenci, zengin ya da yoksul olmak gibi.

Statülerin Özellikleri:
â?¢ Bazı statüler doğuştan vardır, bazıları ise sonradan kazanılır.
â?¢ Aynı anda birden çok statüye sahip olunabilir.
â?¢ Bireylerin sahip oldukları statülerin sayısı zamanla artar.
â?¢ Her statü kendisine özgü bazı kurallara bağlıdır.
â?¢ Statüler arasında karşılıklı ilişki vardır.
â?¢ Statüler toplumdan topluma değişebilir.
â?¢ Statülerin kaynağı toplumdur.

Anahtar (Kilit) Statü :
Bireyin sahip olduğu statüler arasında bulunduğu toplumda en etkin olanına `anahtar` statü denir. Anahtar statü, bireyin toplumdaki temel görevlerini ve kimliğini belirler. Örneğin: çalışan bir bayan için `annelik` anahtar statü olabilir.

Toplumsal Rol :
Her statünün kendisine özgü olarak bireye yüklediği bazı görevler vardır. Toplum bireyin bu görevleri yerine getirmesini beklemektedir. Bireyin statüsüne uygun davranışlarına `rol` denir. Roller, `ideal rol` ve `gerçek rol` olarak ikiye ayrılır. Bir statüden toplumun beklentilerine (olması istediklerine) ideal rol , o statüdeki kişinin gerçekleştirebildiklerine de (statüsüne uygun olarak elinden gelenlere) gerçek rol denir.

Rollerin Özellikleri:
â?¢ Roller, statünün değişken ve hareketli yönüdür.
â?¢ Her statünün rolü ait olunan toplum tarafından belirlenir.
â?¢ Roller statüye sahip bireyin tutum ve davranışları üzerinde etkilidir.
â?¢ Toplumsal yapılara göre farklılaşabilir.
â?¢ Bireyin statüsüne uygun biçimde yaptığı gerçek rol, toplumun beklentilerine uygunsa beğenilir, uygun değilse kınanır.
â?¢ Bir statünün rolü zamanla değişebilir.

Rol Çatışması ve Rol Pekişmesi :
Birey bir toplumda aynı anda birçok statüye sahiptir ve aynı anda bu statülerin gerektirdiği rolleri yerine getirmek zorundadır. Bireyin rollerinden bir tanesinin, başka bir rolün gerektiği gibi davranmasını güçleştirmesine `rol çatışması` denir. Örneğin: bir okul müdürünün evinde de çocuklarıyla resmi bir ilişki kurarak baba rolünün gereklerini yerine getirememesi.
Bir rolün, bireyin diğer rolünü yerine getirmesini kolaylaştırmasına da `rol pekiştirmesi` denir. Örneğin: anaokulu öğretmeni olan bir annenin, çocuklarını eğitirken bu bilgisini kullanması.

Toplumsal Prestij :
Toplumsal prestij (saygınlık), bireyin sahip olduğu statülerle ilgilidir. Birey, statüsünün kendisine yüklemiş olduğu rolü ne kadar başarılı uygularsa, yani gerçek rolü, ideal rolü ile ne kadar örtüşürse toplumun önünde o kadar beğeni kazanır. Bireyin zeka, ahlâk, yetenek ve yaratıcılık yönü saygınlığın kazanılmasında etkilidir. Saygınlık, birey tarafından kazanılıp kaybedilebilir.

b. Toplumsal Kontrol Mekanizması
Bir toplumda düzenin bozulmaması ve top-lumsal birlik ve beraberliğin sağlanması için insanlar üzerinde etkili denetim görevi yapmaya `toplumsal kontrol` denir. Toplumsal kontrolün amacı gerek insanlar gerekse kurumlar arası denetimi düzenleyerek toplumun düzenini devam ettirmektir. Toplumsal kontrolün olmadığı yerde toplumun devamından söz edilemez.

Toplumsal Kontrolü Sağlayan Faktörler:

I. Yazılı (Resmi) Normlar:
Hukuk Kuralları: Toplum içerisindeki bireylerin birbirleriyle ve devletle olan ilişkisinde haklarını ve yükümlülüklerini düzenleyen ve devlet gücüyle desteklenen sosyal kurallar bütünüdür. Hukuk kuralları yazılı ve devletin güvencesi altındadır. Kurallara uymayanlar devlet tarafından cezalandırılır. Bu kurallar genel olarak insanların hepsini kapsayacağı gibi, etnik bir topluma da özgü olabilir. Etnik bir toplumda hukuk kurallarının etkin olması için uygulanacak kuralların, toplumun inancıyla ve töreleriyle aynı paralellikte olması gerekir. Aksi takdirde hukuk kuralları toplumda uygulanma zemini bulamaz.

II. Yazısız (Resmi olmayan) Normlar:
a. Töreler: Uyulması zorunlu davranışlardır. Yazısız kuralların en etkili olanıdır. Birçoğu yasalarla desteklenmiştir. Cepheden kaçmamak, namusu korumakâ?¦

b. Adetler: Toplumdaki yaygınlaşmış alışkan-lıklardır. Uyulması ve yapılması toplumca gerekli görülen davranışlardır. Düğünler, bayram ziyaretleriâ?¦

c. Gelenekler: Bir kuşaktan diğerine aktarılan köklü ve eski alışkanlıklardır. Türk misafirperverliği, belirli yörelere göre değişen kız isteme biçimleriâ?¦

d. Görgü Kuralları: Bireylerin birbirlerinden görerek yaptıkları davranışlardır. Yaptırım gücü en az olandır.

Toplumsal Kontrolün Özellikleri:
â?¢ Toplumsal yaşama göre ortaya çıkar.
â?¢ Toplumsal bütünleşmeyi ve ulusal birliği sağlar.
â?¢ Toplumda düzeni ve devamlılığı sağlar.
â?¢ Toplumdan topluma ve bir toplumda zaman içerisinde değişirler.
â?¢ Bireylerin toplumsallaşmasına katkı sağlar.

ÖRNEK :

Batı ülkelerinde, ikram edilen bir yiyeceği alması için misafire ısrar edilmez. Bu ülkelerde, karnı aç olduğu halde misafirlikte ikram edilen yiyeceği almayıp ısrar bekleyen ve bu nedenle aç kalan Türkler olmuştur. Oysa Türkiye ye gelen yabancılar kendilerine ikram edilen yiyecekleri, eğer istiyorlarsa, ısrar beklemeden alırlar. Bu durum Türkler tarafından genellikle yadırganır ve böyle davrananlar görgü kurallarını bilmeyen kişiler olarak değerlendirilir.
Bu parçada, toplumsal değerlerin hangi özelliği üzerinde durulmuştur?

A) Yaptırım gücüne sahip olma
B) İnsan gereksinimlerine cevap verme
C) Toplumdan topluma değişme
D) Zaman içinde değişme
E) Bireylere belli sorumluluklar yükleme

(1993/ÖSS)

Çözüm :
Anlatılan örnekte asıl vurgulanan iki kültürel özelliğin birbirleri arasındaki farkın vurgulanmasıdır. Özellikle batı ülkelerinde olan anlayış ile ülkemizde uygulanan anlayış farkı ortaya konmuştur. Böylece anlatılmak istenen asıl konu toplumsal değerlerin toplumdan topluma değişebileceğidir .
Bu nedenle doğru yanıt: C dir.

c. Toplumsallaşma (Sosyalleşme)

Bir toplum içinde yaşayan bireyin o toplumun tüm davranış, değer ve düşünme biçimlerini öğrenmesi, benimsemesi ve yapmasıdır. Birey, top-lumsal yaşama katılmak için sahip olması gereken beceri, değer ve davranış kalıplarını toplumsallaşma sayesinde öğrenir. Toplumsallaşma doğumla başlar ve ölünceye kadar devam eder. Toplumsallaşmada en etkili kurum `aile`dir. Daha sonra bunu akraba, arkadaş çevresi ve okul takip eder.

d. Toplumsal Sapma

Bireyin içinde bulunduğu toplumun davranış, değer ve düşünme biçimlerini öğrenemediği ya da onlarla uyum içinde bulunmadığı, yani toplumsallaşamadığı durumlarda gösterdiği davranışlara toplumsal sapma denir. Örneğin: çöplerini sokağa döken, görevini yapmayan kişilerin davranışları.

ÖRNEK :

Bir toplumda;
Trafik polisi yoksa kırmızı ışıkta geçilmesi
Piknik yapılan yerlerde, çöplerin çöp kutusuna atılmayarak açıkta bırakılması
Toplu taşıma araçlarında gençlerin, yaşlılara yer vermemesi
gibi davranışların yaygın olması aşağıdakilerden hangisinin en güçlü göstergesidir?

A) Bazı toplumsal kuralların gereği gibi benimsenmemiş olduğunun
B) Teknolojik ilerleme karşısında yasaların yetersiz kaldığının
C) Endüstri toplumlarında, duygu ve düşünce alışverişinde azalma olduğunun
D) Nüfusun hızla artmakta olduğunun
E) Kültürler arası etkileşimin ulusal değerleri değiştirdiğinin

(1992/ÖSS)

Çözüm :
Verilen örneklerde insanların toplum içerisinde konulmuş olan bazı kurallara uymadığı görülmektedir. Ancak bunun nedeni konusunda bize kesin bir bilgi verilmemiştir. Bu nedenle kurala uymama davranışının teknolojik ilerleme karşısındaki yasaların yetersizliği olarak düşünmemizi sağlayacak bir bilgi de bulunmamaktadır. Aynı şekilde karşımızdaki toplumun endüstri toplumu ya da nüfusu hızla artmakta olan bir toplum olduğunu da söyleyememekteyiz. Ayrıca bu toplumun bir başka toplumla kültürel etkileşime girmesinden dolayı ulusal değerlerini yitirdiğini de paragrafta bulamıyoruz.
Ancak elimizdeki bilgilerden bu toplumdaki insanların bazı toplumsal kuralların gereği gibi benimsenmediklerini anlayabilmekteyiz.
Bu nedenle doğru yanıt: A dır.

TOPLUMSAL YAPI ve TOPLUMSAL İLİŞKİLER(ders notu)

Gelen Arama Terimleri:

  • toplumsal ilişkiler ders notları
  • toplumsal ilişkiler dersleri
|