Öğretmence

Öğretmen Bloğu

M.E.Bakanlığı ilköğretim Kurumları Yönetmeliği

 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI İLKÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ

 

Resmî Gazete 
: 27.8.2003/25212

Tebliğler Dergisi
: EYLÜL 2003/2552  Düzeltme  : KASIM 2003/2554

 

Ek ve Değişiklikler:
1) 21.10.2004/25620  RG    (KASIM 2004/2566          TD )
2) 24.6.2005/25855    RG      ( AĞUSTOS 2005/2575    TD )
3) 2.5.2006/26156      RG      ( MAYIS 2006/2584        TD)
4) 9.6.2007/26547      RG      (TEMMUZ 2007/2598      TD)
5) 20.8.2007/26619    RG      (EYLÜL 2007/2600          TD)
6) 5.10.2007/26664    RG      (KASIM 2007/2602        TD)
7) 26.12.2007/26738  RG     

BİRİNCİ KISIM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

Madde 1 Bu Yönetmeliğin amacı, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî ve özel İlköğretim Kurumlarının kuruluş, görev ve işleyişi ile ilgili yöntem ve ilkeleri düzenlemektir.

Kapsam

Madde 2 Bu Yönetmelik, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî ve özel ilköğretim kurumlarının amaç ve ilkelerini, yönetim, personel, eğitim-öğretim, öğrenci, güvenlik, sağlık ve donatım işleri ile bu okullardaki kayıt-kabul, sınıf geçme, sınavlar ve devam-devamsızlık konularına ilişkin yöntem ve ilkeleri kapsar.

Dayanak

Madde 3 Bu Yönetmelik, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu, 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4 (Değişik: 2.5.2006/26156 RG ) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Ana sınıfı öğretmeni: Alanı okul öncesi öğretmenliği veya çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmenliği olan öğretmeni,

b) Bakanlık: Millî Eğitim Bakanlığını,

c) Bakan: Millî Eğitim Bakanını,

ç) Branş öğretmeni: Alanı bir veya bir grup dersin öğretmenliği olan öğretmeni,

d) Ders yılı: Derslerin başladığı tarihten, derslerin kesildiği tarihe kadar geçen ve iki (Değişik ibare: 20.08.2007/26619 RG) dönemi kapsayan süreyi,

e) Derse katılım, ders içi performans: Öğrencinin öğretim etkinliklerine; soru sorma, alıştırma yapma, çalışma kâğıtlarını doldurma, görüşleriyle tartışmalara katılma, sorumluluk alma, verilen görevi isteyerek zamanında yapma ve benzeri çabalarıyla katkıda bulunmasını,

f) Dereceli puanlama anahtarı: Öğrencinin gerçekleştirdiği bir çalışmaya ilişkin performansını, belirlenen ölçütler bakımından yetersizden yeterliye doğru belirleyen puanlama anahtarını,

g) İlköğretim kurumları: Resmî ve özel ilköğretim okullarını,

ğ) Millî eğitim müdürlüğü: İlköğretim kurumlarının bağlı bulunduğu il veya ilçe millî eğitim müdürlüğünü,

h) Müdür: Gündüzlü veya yatılı ilköğretim kurumlarının müdürlerini,

ı) Müdür yetkili öğretmen: Öğretmenlik ve müdürlük görevini birlikte yürüten öğretmeni,

i) Okul gelişim yönetim ekibi: Okulun bütün birim temsilcilerinin katılımı ile kurulan ekibi,

j) Okul-aile birliği: Okul ile aile arasındaki bütünleşmeyi, dayanışmayı ve iş birliğini sağlamak amacıyla yönetici, öğretmen ve velilerden oluşan birliği,

k) Özel eğitimci: Alanı özel eğitim uzmanlığı olan ve öğrencilerin sorunlarının çözümünde gerekli önlemlerin alınması için yardımcı olan personeli,

l) Öğrenci ürün dosyası: Öğrencinin bir ya da birkaç gelişim alanındaki çalışmaları arasından öğrenciler tarafından seçilen en iyi ürünleri içeren dosyayı,

m) Öğretmenler Kurulu: Okulun yönetici, öğretmen ve rehber öğretmeninden veya öğretmenlerinden oluşan kurulu,

n) Öğretim yılı: Ders yılının başladığı tarihten, sonraki ders yılının başladığı tarihe kadar geçen süreyi,

o) Proje: Öğrencilerin grup hâlinde veya bireysel olarak istedikleri bir alan veya konuda inceleme, araştırma ve yorum yapma, görüş geliştirme, yeni bilgilere ulaşma, özgün düşünce üretme ve çıkarımlarda bulunmaları amacıyla ders öğretmeni rehberliğinde yapacakları çalışmaları,

ö) Performans görevi: (Değişik:20.8.2007/26619 RG ) Programda öngörülen eleştirel düşünme, problem çözme, okuduğunu anlama, yaratıcılığını kullanma, araştırma yapma gibi öğrencinin bilişsel, duyuşsal, psikomotor, alandaki becerilerini kullanmasını, geliştirmesini ve bir ürün ortaya koymasını gerektiren çalışmaları kapsayan ve öğretmen rehberliğinde yaptırılan görevleri,

p) Rehber öğretmen: Alanı rehberlik ve psikolojik danışmanlık olan öğretmeni,

r) Sınıf öğretmeni: Alanı sınıf öğretmenliği olan öğretmeni,

s) Sınavlar: Öğrencilerin ünite, konu ya da tema ve kazanımlara ilişkin hazır bulunuşluk düzeylerini, öğrenme eksikliklerini ve öğrenme düzeylerini belirlemek için kullanılan kısa veya uzun cevaplı, çoktan seçmeli, doğru-yanlış, eşleştirmeli ve benzeri sorulardan oluşan ölçme araçlarıyla yapılan ölçmeyi,

ş) Şube rehber öğretmeni: Alanı rehberlik ve psikolojik danışmanlık olmayan, sadece bir sınıfta rehberlik hizmetlerini ve diğer öğrenci kişilik hizmetlerini yürütmekle görevlendirilen öğretmeni,

t) Şube öğretmenler kurulu: 4, 5, 6, 7 ve 8 inci sınıflarda aynı şubede ders okutan öğretmenlerden oluşan kurulu,

u) Veli: Öğrencinin annesi, babası veya yasal olarak sorumluluğunu üstlenen kişiyi,

ü) Yatılı ilköğretim bölge okulu: Nüfusu az, dağınık, okulu bulunmayan yerleşim yerlerindeki zorunlu öğrenim çağındaki öğrencilerin parasız yatılı, bu okulun bulunduğu çevresindeki öğrencilerin gündüzlü olarak eğitim-öğretim gördükleri ilköğretim okulunu,

v) (Değişik ibare: 20.8.2007/26619 RG) Dönem: Derslerin başladığı tarihten dinlenme tatiline, dinlenme tatili bitiminden ders kesimine kadar geçen her bir süreyi,

y) Zümre öğretmenler kurulu: İlköğretim okullarında aynı sınıfı veya aynı dersi okutan öğretmenlerden oluşan kurulu,

z) Zorunlu öğrenim çağı: 6 14 yaş grubundaki çocukların eğitim-öğretim süresini kapsayan çağı,

aa) (Ek bent: 5.10.2007/26664 RG) Seviye belirleme sınavı: İlköğretim kurumlarının 6, 7 ve 8 inci sınıflarında, Görsel Sanatlar, Teknoloji ve Tasarım, Müzik ve Beden Eğitimi dersleri dışındaki zorunlu derslerin öğretim programlarından ders yılı sonunda, merkezi düzeyde yapılan sınavı,

ifade eder.

İKİNCİ KISIM

İlköğretimin Amaçları, İlkeleri ve Genel Konuları

İlköğretimin Amaçları

Madde 5 Türk Millî Eğitiminin amaç ve ilkeleri doğrultusunda;

a) Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini geliştirerek onları hayata ve üst öğrenime hazırlamak,

b) Öğrencilere, Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsetme; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası na ve demokrasinin ilkelerine, insan hakları, çocuk hakları ve uluslar arası sözleşmelere uygun olarak haklarını kullanma, başkalarının haklarına saygı duyma, görevini yapma ve sorumluluk yüklenebilen birey olma bilincini kazandırmak,

c) Öğrencilerin, millî ve evrensel kültür değerlerini tanımalarını, benimsemelerini, geliştirmelerini bu değerlere saygı duymalarını sağlamak,

d) Öğrencileri, kendilerine, ailelerine, topluma ve çevreye olumlu katkılar yapan, kendisi, ailesi ve çevresi ile barışık, başkalarıyla iyi ilişkiler kuran, iş birliği içinde çalışan, hoşgörülü ve paylaşmayı bilen, dürüst, erdemli, iyi ve mutlu yurttaşlar olarak yetiştirmek,

e) (Değişik: 2.5.2006/26156 RG ) Öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine, sosyal, kültürel, eğitsel, bilimsel, sportif ve sanatsal etkinliklerle millî kültürü benimsemelerine ve yaymalarına yardımcı olmak,

Öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine, sosyal, kültürel, eğitsel etkinliklerle millî kültürümüzü benimsemelerine ve yaymalarına yardımcı olmak,

f) Öğrencilere bireysel ve toplumsal sorunları tanıma ve bu sorunlara çözüm yolları arama alışkanlığı kazandırmak,

g) Öğrencilere, toplumun bir üyesi olarak kişisel sağlığının yanı sıra ailesinin ve toplumun sağlığını korumak için gerekli bilgi ve beceri, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı konularında bilimsel geçerliliği olmayan bilgiler yerine, bilimsel bilgilerle karar verme alışkanlığını kazandırmak,

h) Öğrencilerin becerilerini ve zihinsel çalışmalarını birleştirerek çok yönlü gelişmelerini sağlamak,

ı) (Değişik: 2.5.2006/26156 RG ) Öğrencileri kendilerine güvenen, sistemli düşünebilen, girişimci, teknolojiyi etkili biçimde kullanabilen, planlı çalışma alışkanlığına sahip estetik duyguları ve yaratıcılıkları gelişmiş bireyler olarak yetiştirmek,

i) Öğrencilerin ilgi alanlarının ve kişilik özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlamak, meslekleri tanıtmak ve seçeceği mesleğe uygun okul ve kurumlara yöneltmek,

j) Öğrencileri derslerde uygulanacak öğretim yöntem ve teknikleriyle sosyal, kültürel ve eğitsel etkinliklerle kendilerini geliştirmelerine ve gerçekleştirmelerine yardımcı olmak,

k) Öğrencileri ailesine ve topluma karşı sorumluluk duyabilen, üretken, verimli, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunabilen bireyler olarak yetiştirmek,

l) Doğayı tanıma, sevme ve koruma, insanın doğaya etkilerinin neler olabileceğine ve bunların sonuçlarının kendisini de etkileyebileceğine ve bir doğa dostu olarak çevreyi her durumda koruma bilincini kazandırmak,

m) (Değişik: 2.5.2006/26156 RG ) Öğrencilere bilgi yüklemek yerine, bilgiye ulaşma ve bilgiyi kullanma yöntem ve tekniklerini öğretmek,

n) (Değişik: 2.5.2006/26156 RG ) Öğrencileri bilimsel düşünme, araştırma ve çalışma becerilerine yöneltmek,

o) Öğrencilerin, sevgi ve iletişimin desteklediği gerçek öğrenme ortamlarında düşünsel becerilerini kazanmalarına, yaratıcı güçlerini ortaya koymalarına ve kullanmalarına yardımcı olmak,

ö) (Değişik: 2.5.2006/26156 RG ) Öğrencilerin kişisel ve toplumsal araç-gereci, kaynakları ve zamanı verimli kullanmalarını, okuma zevk ve alışkanlığı kazanmalarını sağlamak,

ilköğretim kurumlarının amacıdır.

Genel İlkeler

Madde 6 (Değişik: 2.5.2006/26156 RG ) İlköğretimde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur;

a) İlköğretimde sekiz yıllık kesintisiz eğitim, ilköğretim çağındaki her Türk vatandaşının hakkıdır ve zorunludur.

b) İlköğretim kurumlarında karma eğitim-öğretim yapılır.

c) İlköğretimde derslerde ve ders dışı etkinliklerde Türkçe`nin doğru, güzel ve etkili kullanılması temel hedeftir.

ç) İlköğretim kurumlarının kuruluş ve işleyişi ile her türlü eğitim-öğretim programlarının hazırlanması ve uygulanmasında Atatürk ilke ve inkılâplarına uyulur. Evrensel değerler içinde millî kültürün öğrenilmesine ve geliştirilmesine önem verilir.

d) İlköğretim kurumları; dil, ırk, cinsiyet, felsefî inanç ve din ayrımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz.

e) Eğitim-öğretim etkinlikleri; öğretim ilkeleri, öğrenci düzeyi, çevre özellikleri ve programda belirtilen esaslar dikkate alınarak bu Yönetmeliğin 5 inci maddesindeki amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenlenir ve uygulanır.

f) İlköğretim kurumlarında herkese imkân ve fırsat eşitliği sağlanır. Ekonomik durumu iyi olmayan öğrencilere, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacıyla parasız yatılılık ve bursluluk imkânları sağlanır. Özel eğitim gerektiren ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için özel önlemler alınır.

g) Eğitim-öğretim hizmetleri düzenlenirken öğrencilerin ilgi, istek ve yetenekleri ile toplumun ihtiyaçları dikkate alınır.

ğ) Demokrasi bilincinin geliştirilmesi amacı ile öğrenci, öğretmen, yönetici, personel ve velilerce; kurumda iş birliği, iş bölümü, seçme, seçilme, katılma ve düşüncelerini açıklayabilme gibi demokratik kuralların uygulandığı, sevgi, saygı ve hoşgörüye dayalı bir çalışma ortamı oluşturulur.

h) İlköğretim kurumlarında uygulanan, programlar, yöntem ve teknikler ile kullanılan eğitim teknolojisi; bilimsel ve teknolojik gelişmelere göre yenilenerek, okul, çevre ve ülke ihtiyaçlarına göre sürekli geliştirilir.

ı) İlköğretim kurumlarında açıklık, güvenirlik ön planda tutulur. Eğitim-öğretim ve yönetim etkinliklerinin kurul ve komisyonlarca yürütülmesi, öğrenci, öğretmen, veli ve çevrenin gözetim ve denetimine açık tutulması sağlanır.

i) Kaynakların etkili ve verimli olarak kullanılması, eğitim-öğretimin kalitesinin artırılması ve kurumun rekabet gücünün geliştirilmesi sağlanır.

j) Okul ile aile ve çevrenin iş birliği sağlanır.

k) İlköğretimde öğrenciler, oldukları gibi kabul edilerek değer verilir.

l) Öğretmen, yeri geldikçe günlük olaylara ve fırsat eğitimine yer verir.

m) Öğrencilere temel bilgi, beceri ve değerleri kazandırmak, öğrencilerin davranış, ilgi ve yeteneklerini belirlemek, programlar doğrultusunda başarılarını bir bütün olarak değerlendirmek, meslek alanlarını tanıtmak ve yönlendirmek için gerekli önlemler alınır.

n) Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin akranları ile birlikte kaynaştırma uygulamaları yoluyla eğitimlerini sürdürmeleri esastır. Bu öğrenciler eğitimlerini akranları ile birlikte aynı sınıfta sürdürebilecekleri gibi okulların bünyesinde açılacak özel eğitim sınıflarında da sürdürebilirler. Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamalarında özel eğitim ile ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.

Genel Konular

Madde 7 Yürürlükten kaldırıldı. ( 2.5.2006/26156 RG )

Ders Yılı Süresi

Madde 8 (Değişik birinci cümle: 2.5.2006/26156 RG ) İlköğretim okullarında ders yılı süresinin 180 iş gününden az olmaması esastır. (Ek cümle: 9.6.2007/26547 RG) Ancak, 180 inci iş gününün haftanın ilk üç iş gününe rastlaması durumunda ders yılının bitim tarihi, bir önceki haftanın son iş gününe alınarak kısaltılabilir. Kayıt-kabuller ile dinlenme ve yaz tatilinin başlama ve bitiş tarihleri, her yıl düzenlenen çalışma takviminde belirtilir. Öğretim yılının başlaması, (Değişik ibare: 20.08.2007/26619 RG) dönem tatili ve ders kesimi tarihleri Bakanlıkça belirlenir. Bu tarihler göz önünde bulundurularak hazırlanan çalışma takvimi, il millî eğitim müdürlüklerinin önerisi ve valinin onayı ile yürürlüğe girer. Ders yılı iki (Değişik ibare: 20.8.2007/26619 RG) döneme ayrılır. İki (Değişik ibare: 20.08.2007/26619 RG) dönem arasında dinlenme tatili verilir. Dinlenme tatili Ocak veya Şubat aylarında iki hafta süreyle yaz tatili ise ders yılının bitiminden itibaren yapılır.

Ders yılı süresi, derslerin başladığı günden kesildiği güne kadar okulun açık bulunduğu günler ile öğrencilerin törenlere katıldıkları resmî tatil günleri sayılarak hesaplanır. Resmî tatil günleri ile her ne sebeple olursa olsun okulun açık bulunmadığı günler göz önünde bulundurulmaz. Normal öğretim yapan okullarda sabah ve öğleden sonrası yarımşar gün, ikili öğretim yapan okullarda bu süreler tam gün sayılır.

Ders yılı başında ve sonunda, ilköğretim okulu ile ilgili genel bilgi formu, okul müdürlüğünce doldurularak millî eğitim müdürlüğüne gönderilir. (EK:6)

Ders Etüt ve Dinlenme Süreleri

Madde 9 (Değişik: 2.5.2006/26156 RG ) Bir ders saati süresi 40 dakikadır. Gerektiğinde dersin özelliği ve öğrenci düzeyi dikkate alınarak blok ders uygulaması yapılabilir. Okul yönetimince teneffüsler için en az 10 dakika zaman ayrılır. Beslenme yapılan teneffüsün süresi 20 dakikadır.

Normal öğretim yapan okullarda yemek ve dinlenme için en az 40, en çok 60 dakika ara verilmesi esastır. Ancak bu süre, valiliklerce okulun ve çevrenin şartlarına göre de düzenlenebilir. Yatılı ilköğretim bölge okullarında etüt için günde iki ders saati ayrılır. Ayrıca ilköğretim okullarında ders dışı zamanlarda düzenlenecek isteğe bağlı etütler ile kurslardaki ders saati süresi ve teneffüsler de aynı yolla belirlenir.

Özendirici önlemlerle ilköğretim kurumlarında ana sınıfı açılması ve öğrenci sayısının artırılması sağlanır. Okulun öğretim şekline bakılmaksızın ana sınıflarında ikili eğitim yapılır. Ancak, ikili eğitim için grup oluşturacak sayıda çocuk bulunamadığı takdirde yarım gün eğitim de yapılabilir.

Olağanüstü Hâller

Madde 10 (Değişik: 2.5.2006/26156 RG ) Eğitim-öğretimi aksatacak nitelikte olağanüstü durum, sel, deprem, hastalık, aşırı sıcak veya soğuk gibi nedenlerle mülkî amirlerin ve il veya ilçe sağlık kurulunun gerekli gördüğü durumlarda okullarda öğretime ara verilebilir. Bu gibi durumlarda öğrencilerin yetiştirilmesi amacıyla millî eğitim müdürlüklerince gerekli önlemler alınır.

Resmî Tatil Günleri

Madde 11 Resmî tatil günleri şunlardır:

a) Cumhuriyet Bayramı (28 Ekim öğleden sonra başlar, 29 Ekim günü tören yapılır ve akşamı sona erer).

b) Yılbaşı tatili (1 Ocak günü).

c) Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, (23 Nisan günü törenden sonra başlar. 24 Nisan akşamı sona erer).

d) Atatürk`ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs günü törenden sonra başlar ve 20 Mayıs günü akşamı sona erer.).

e) Zafer Bayramı (30 Ağustos günü).

f) Ramazan Bayramı (Arife günü saat 13.00`te başlar 3,5 gündür).

g) Kurban Bayramı (Arife günü saat 13.00`de başlar 4,5 gündür).

h) Mahalli kurtuluş günü (1 gün).

M.E.Bakanlığı ilköğretim Kurumları Yönetmeliği

Gelen Arama Terimleri:

  • m e bakanlığı dersleri
  • MEBAKANLIĞI

Güzel gören güzel görünür.

GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR.

HULUSİ :Allah´ım bu ne sıkıcı bir hayat böyle! Her günüm adeta zehir, her akşamım cehennem gibi geçiyor. Ben artık dayanamayacağım. Bunca yıl çalışıp didindim, elde avuçta bir şey yok. Hala yamalı elbiselerle dolaşıyorum. Çorabımın ucu delik, gömleğimin düğmeleri yok. Allah´ım ölmek istiyorum artık!
CEVDET -.Hayırlı sabahlar amca!
HULUSİ :Böyle hayırlı sabah mı olur be adam?
CEVDET :Niye, hayrola ne oldu? Canını sıkan olay nedir?
HULUSİ :Şu kılığıma kıyafetime bir bak. Dilenci gibiyim. Fakirlik beni kahrediyor. Çoraplarım bile yamalı, delik deşik
CEVDET :Üzüldüğün şeye bak! Haline şükretsene yahu. Bak benim ayaklarıma, çorapları bırak, ayaklarımda ayakkabım bile yok. Ama senin gibi halimden şikayetçi değilim.
HULUSİ :Peki niye mutlusun?
CEVDET :Ben halime şükrederim.
HULUSİ : Şükredecek neyin var ki, baksana bir ayakkabın bile yok.
CEVDET :Bak beyim şu gelen adamı görüyormusun? O benim kardeşimdir. Bak onun ayakkabıları değil, ayakkabı giyecek ayakları bile yok. En azından benim ayaklarım var. Ya ben de onun gibi olsaydım. Bu yüzden Allah´a şükrediyorum. Çünkü kardeşim gibi sürünerek yaşamıyorum.
ŞEHMUZ-.Merhaba Abi!
CEVDET :Merhaba kardeşim. Hoş geldin.
ŞEHMUZ :Hoşbulduk abi. Ne o, arkadaşınla tanıştırmayacak mısın?
HULUSİ :Şeey ben Hulusi. Duvar ustasıyım.
ŞEHMUZ :Memnun oldum. Ben Şehmuz. Ben de şu gördüğün tartı aletiyle geçinip gidiyorum işte.
Kazancım az-maz ama buna da şükür. Kimseye muhtaç olmadan yaşamam için yetiyor.

HULUSİ :Halinden memnun musun yani?
ŞEHMUZ: Niye memnun olmayacakmışım ki? Bak elim, kolum tutuyor. Ayaklarımdan başka bir eksiğim yok ki. Gerçi ayaklarım da olsaydı daha iyi olurdu ama, ne yaparsın işte kader. Trafik kazasında kaybettim onları. Yaşadığıma şükrediyorum.
HULUSİ :Yahu hala şükredecek neyin kalmış ki.
ŞEHMUZ :Aaa, öyle deme. İnsan şükretmek için hep daha aşağıdakilere bakmalı. Bak, bak, bak. Bizim Cemal de geliyor. Kör Cemal derler ona. Gözlerini daha 6 yaşındayken kaybetmiş. Anlıyacağm dünyası kapkaranlık. En azından benim dünyam aydınlık. Ya onun yerinde olsaydım.
HULUSİ :Pes doğrusu!
ŞEHMUZ :Heey Cemal, bu taraftayız! Direğe dikkat et. Gel, gel de seni yeni arkadaşla tanıştırayım.

CEMAL :Merhaba.
HULUSİ :Hoşgeldiniz, ben Hulusi.
CEMAL :Ben de Cemal. Kör Cemal derler bana. Üzülürüm öyle demelerine ama ne yaparsın, körüz işte. Adamlar haklı. Ama ben mi seçtim ki kör olmayı? Ben de istemez miydim dünyayı doyasıya seyretmeyi. Kuşları, böcekleri, insanları izlemeyi. Kimbilir şuradaki çiçekler ne kadar güzeldir. Öyle değil mi?
HULUSİ :Eee, evet gerçekten o çiçekler çok güzel ama nasıl farkettiniz o çiçekleri.?
CEMAL :İnsan sadece gözleriyle görmez dünyayı Hulusi bey. İşte ben bunun için halime şükrediyorum ya. Dokunabiliyorum, tadabiliyorum ve en önemlisi koku alabiliyorum. Orada çiçek olduğunu kokusundan anladım. Sahi sen farketmemiş miydin onları?
HULUSİ :Şeey, yani siz deyince farkına vardım tabi.
CEMAL : Yazık, çok yazık. Oysa Allah o güzelliği sizin gözleriniz için yaratmıştır. Siz gözleriniz sapasağlam olmasına rağmen farkedemiyorsanız hayattan nasıl lezzet alıyorsunuz peki?
HULUSİ :Be, be, ben evet ben mutsuz biriyim. En azından az öncesine kadar mutsuz biriydim. Mutsuz oluşumun sebebini fakirlik sanıyordum, oysa mutsuzluğumun sebebi kör olmammış.

CEMAL : Bakın beyefendi, kimse görmeyi bilmeyen kadar kör olamaz. Doğru, benim gözlerim görmez ama mantığımın gözleri çok keskindir. Asla, keskin sirke olup da küpüme zarar vermem. Ve halime şükrederim.
HULUSİ :Sen de mi haline şükrediyorsun, niye?
CEMAL :Niyesi var mı? Ya yatalak hasta olsaydım. Felçli olsaydım. Yoo, öyle bile olsam mutlu olmak için bir sebep bulurdum. Şimdi halime bir kere daha şükrediyorum. Çünkü ya sizin gibi olsaydım. O zaman benim halim ne olurdu? Bakar kör ve mutsuz biri.
CEVDET :Hulusi Bey, siz ağlıyorsunuz!
HULUSİ :Evet dostlarım, ağlıyorum. Bırakın ağlıyayım. Taşlaşmış kalbimin hamuru göz yaşlarımla yıkanıp yumuşar belki. Sizler bana mutluluğu öğrettiniz. Ne olur aranıza beni de alın.
ŞEHMUZ :O nasıl söz Hulusi Bey, biz kimiz ki seni de aramıza alalım?
CEMAL :Evet, biz üç garibanız sadece. Hergün bu parka gelir, bu banka oturur sohbet ederiz. Bundan sonra sen de gel. Daha mutlu oluruz.
HULUSİ :Evet dostlarım, daha mutlu oluruz, bizden daha mutlusu da olmaz hatta. Sizleri çok seviyorum.

Güzel gören güzel görünür.

halk muziği -pop müziği

HALK MÜZİĞİ-POP MÜZİĞİ

Spiker: Sayın seyirciler, konuklarımla Türk müziğini tartışacağız. Ama öncelikle şunu belirtmekte fayda görüyorum. Bir tartışma programının izlenebilmesi için tartışmada kavga dövüş olması şart. Onun için biz de bu tartışma esnasında tartışmacılarımız arasında kavga dövüş çıkması için özel bir gayret sarf edeceğiz. Anlarsınız ya, devir reyting devri. Evet önce kavga dövüşçüler. Eeee, pardon tartışmacılar kendilerini tanıtsınlar. Buyrun.

Şevket: Efendim, adım Şevket, soyadım Çınaraltındayataryatmazuyuroğlu.

Spiker: Soyadınız ne?

Şevket: Çınaraltındayataryatmazuyuroğlu.

Spiker: Soyada bak ya! Oldukça uzun. Çınar altında yatar yatmaz… Her neyse. Bu soyadı nerde büyüttünüz?

Şevket: Saksıda.

Spiker: Siz bu tartışmaya hangi sıfatla katılıyorsunuz?

Şevket: Efendim, ben Halk Müziğini Sevmeyenlerin Kafasını Kırmalı Derneği nin başkanıyım. Halk müziğiyle doğdum, halk müziğiyle yaşıyorum ve halk müziğiyle öleceğim. Yaşasın halk müziği. 35 yaşındayım. Bekarım. Yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim.

Spiker: Derneğinizin adı neydi?

Şevket: Halk Müziğini Sevmeyenlerin Kafasını Kırmalı Derneği.

Spiker: Çok ilginç bir dernek. Şimdi de sizi tanıyalım.

Orçun: Benim adım Orçun. Top müziğine, pardon pop müziğine gönül vermiş milyonlarca gençten biriyim. Ayrıca Aramızda Top Var Derneği nin yönetim kurulu üyesiyim. 18 yaşındayım. Karşı taraftaki arkadaşıma hayatında mutluluklar dilerim.

Şevket: Ben senin nerden arkadaşın oluyorum lan! Pis popçu.

Spiker: Efendim, Şevket Bey size, pis popçu, dedi. Bu konuda ne diyorsunuz?

Orçun: Kem söz sahibine aittir.

Spiker. Efendim, Orçun Bey, pis popçu lafını aynen iade ettiğini söyledi. Siz ne diyorsunuz?

Şevket: Kafasını kırarım, diyorum.

Spiker: Her neyse ben ortamı yumuşatayım isterseniz. Şevket Bey, önce size sorayım: Siz pop müziğinden hoşlanmıyorsunuz, neden?

Şevket: Efendim, öncelikle pop müziğinin sözlerini hiç beğenmiyorum. Çok edepsizce sözler var. Mesela bu züppenin derneğinin adı neydi?

Orçun: Kimin? Benim mi?

Şevket: Yok babanın.

Orçun: Babamın derneği yok ki.

Şevket: Oğlum babandan bana ne! Senin derneğinin adı neydi?

Orçun: Aramızda Top Var Derneği.

Şevket: Bakın ne kadar edepsizce bir dernek. Bu, bir şarkının da sözleri değil mi?

Orçun: Evet, bu sözler bir şarkının da sözleri. Ama efendim meseleyi çarpıtmayalım. Bunlar çok masumane söylenmiş sözler. Şimdi ben Aramızda top var. Desem, ne dersiniz? (Bakışırlar)

Şevket: Kim ulan o, derim.

Orçun: Bakın işte çok yanlış düşünüyorsunuz. (Cebinden küçük bir pinpon topu çıkarır.) Bu ne?

Şevket-Spiker: Top.

Orçun: Şu anda aramızda bir top var. Yani bu sözlerde ne var ki?

Şevket: Bandıra bandıra ye beni. demek ne demek?

Orçun: Aslında o sözle kastedilmek istenen… Aslında eeee kem küm. Diğer soruya geçiniz efendim. Ayrıca halk müziğinde edepsiz sözler yok mu? Dağlar seni delik delik delerim. Demek ne demek?

Şevket: Bu sözlerde ne var ki?

Orçun: Kötüsü, hiç bir şey yok. Bomboş sözler. Çok basit müzikler. Halk müziği dinleyen insanlara şaşırıyorum. Şahsen o müziği dinlerken benim başım ağrıyor.

Şevket: Böyle konuşmaya devam edersen ağrıyacak bir başın bile olmayacak. Sen kim, halk müziği hakkında kötü şeyler söylemek kim. Entel züppe.

Spiker: Ortalık kızışıyor iyi. Az sonra bunlar birbirine girer.

Orçun: Halk müziğini duyunca kargalar bile üç gün ses çıkaramıyorlarmış. Biliyor musunuz?

Şevket: Niye?

Orçun: Çünkü halk müziği kargaların gaaak sesinden bile kötü.

Şevket: Allah. Tutmayın lan beni. Bu halk müziğine karga dedi. Öldün lan sen artık. Sana şimdi bir çakacağım yamulacaksın.

Orçun: Yok ya! Şimdi ben sana bir kroşe geçiririm feleğini şaşırırsın. (Kalkarlar)

Spiker: Beyler lütfen daha programın bitmesine çok var. Hemen dövüşürseniz program yarım kalır. Ben size dövüşeceğiniz zaman haber veririm. Lütfen oturun.

Şevket: Bu sana ne geçiririm, dedi?

Spiker:Kroşe geçiririm dedi.

Şevket: Ne o? Kötü bir şey mi?

Spiker: Evet.

Şevket: Aynısından ben de sana geçiririm.

Spiker: Beyler lütfen biraz daha sakin olalım. Şimdi ben size soru sorayım. Önce Şevket Bey, siz hangi enstrümanları çalabiliyorsunuz?

Şevket: Hırsızlık bizim kitabımızda yazmaz.

Spiker: Efendim anlamadınız.

Orçun: Anlamaz o zaten.

Şevket: Sen konuşma, her lafa maydanoz olma.

Spiker: Yani diyorum, hangi müzik aletlerini çalabiliyorsunuz?

Şevket: Benim sazım var.

Orçun: Benim de gitarım var.

Şevket: Heh, gitarı varmış, yesinler gitarını.

Spiker: Hop hop, sarkıntılık yok beyler. Neyse programın sonunda sizden birer parça dinleriz herhalde. Şimdi sizlerin eğitim düzeyi üzerine konuşalım. Şevket Bey, hangi okulları bitirdiniz ve hangi üniversiteden mezun oldunuz?

Şevket:Efendim eee! Ben eeee ilkokulları bitirdim.

Spiker: Nasıl yani?

Şevket: Yanisi ilkokulu on iki senede bitirdim. Babam ondan sonra okumama müsaade etmedi. Aslında müsaade etseydi ortaokulu bile bitirirdim. Ama babam göndermedi. Bütün suç babamın, şikayetçiyim.

Spiker: Yani ilkokul mezunusunuz. Müzik bilginiz var mı?

Şevket: Müzik bilgim var da denebilir yok da denebilir. Bir defa Arif Sağ ı uzaktan görmüştüm. Müzik bilgim bu kadar.

Spiker: Arif Sağ ı uzaktan görmek, müzik bilgisi mi?

Şevket: Niye olmasın? Arif Sağ denince akla saz geliyor. Saz denince akla müzik geliyor. Bundan iyi müzik bilgisi mi olur?

Spiker: Orçun Bey, siz hangi okulları ve üniversiteyi bitirdiniz?

Orçun: Efendim ben ilkokulu içerden, ortaokulu dışardan bitirdim. Ondan sonra hayata atıldım. Müzik bilgim do re mi fa sol la si do re mi fa sol la si do…

Spiker: Tamam tamam. Beyler anlaşılan siz hem eğitimsiz hem de müzikten anlamayan kimselersiniz. Şimdi bu durumda biz sizinle neyi tartışıyoruz ki?

Şevket: Ayıp oluyor spiker bey. Şimdi sen bize kara cahil mi diyorsun? Beni üzdün ve yüreğimden yaraladın ve can evimden vurdun. Artık sazımı alır giderim. (Kalkar.)

Spiker: Hayır yanlış anladınız, lütfen oturun.

Şevket: Çok ısrar ettin, oturayım bari.

Orçun: Israr etmiyor gidebilirsin.

Şevket: Sen konuşma züppe. Bir kere sen şu sakalını kes de öyle konuş. Jilet kesmedi herhalde, sakalının yarısı kalmış.

Orçun: Sen ne anlarsın, bu moda.

Spiker: Beyler lütfen yine başlamayalım. Sonuçta sizler iyi bir eğitim almamışsınız. Müzik bilginiz sıfır. Hatta eksi bir. Sizinle anlamadığınız bir konuyu yani müziği tartışıyoruz. Bence başka bir konu tartışalım.

Orçun: Şimdi sen bizim cahil olduğumuz ve müzikten anlamadığımız konusunda ısrar ediyorsun öyle mi?

Spiker: Evet, öyle.

Orçun: Arkadaşım bak benim bir gururum var, haysiyetim var, evim var, arabam var, şerefim var. Bunlarla oynama. Yoksa ben de seninle çiftetelli oynarım.

Şevket: Çiftetelli bir halk müziği parçası. Onu karıştırma.

Spiker: Parça demişken, sizden birer parça dinleyelim isterseniz.

Şevket: Dinlemesek olmaz mı? Ben biraz yorgunum da.

Spiker: Olur mu efendim. (Şevket sazı alır, o yana bu yana çevirir, çalamaz)

Orçun:Bu saz çalmayı da bilmiyordur.

Şevket: Valla akşam çalıyordum. Uyuyunca unutmuşum.

Spiker: Efendim, sizden bir parça dinleyelim. (Orçun da çalamaz)

Şevket: Çalmayı bilmiyorsun değil mi? Züppe heh heh.

Spiker: Her neyse beyler kalsın. Programın sonuna geldik. Reyting patlaması için bunları fişeklemek lazım. Orçun Bey, az önce Şevket Bey size züppe dedi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Orçun: O benim gitarımın teli.

Şevket: Ulan bana sazımın teli, kanunumun teli, udumun teli de ama gitarımın teli deme.

Orçun: Gitarımın teli de gitarımın teli.

Şevket: Ulan senin gitarının da, gitarının telinin de. Allaaaah! Tutmayın lan beni. Heyt! (Spiker kalkar. Onlar kavgaya tutuşurlarken spiker de onları ayırmaya çalışırken perde kapanır. )

halk muziği -pop müziği

İnsan Tornası (öğretmen)

İNSAN TORNASI

Görüşmeci-Öğretmen

Dekor; Sıradan bir ev… Kanepe, sehpa, Atatürk portresi

GÖREVLİ- :`Efendim ben bir kültür dergisinin görüşmecisiyim. Siz bir arkadaşımın oğlunun öğretmenisiniz, Sizden hep övgüyle söz ederdi. Emekli olduğunuzu söyledi. Sizinle bir görüşme yapmak istiyorum; ne dersiniz?

ÖĞRETMEN- İşinize yarayacaksa yapın.

GÖREVLİ- Çok teşekkür ederim. Efendim, ne kadar oldu ayrılalı.

ÖĞRETMEN- İki ay oldu. Ağustosta emekli oldum.

GÖREVLİ- Sayın hocam, kaç yaşındasınız?

ÖĞRETMEN- Kaç gösteriyorum?

GÖREVLİ- Altmış, altmış beş yaşında gösteriyorsunuz.

ÖĞRETMEN- Elli yaşındayım, erken çöktük.

GÖREVLİ- Bu elli yılın kaç yılını öğretmenliğe verdiniz?

ÖĞRETMEN- Otuz yılımı verdim. Dile kolay, otuz yıl!

GÖREVLİ- Otuz yıl. Geriye baktığınızda ne görüyorsunuz hocam?

ÖĞRETMEN- Toz.

GÖREVLİ- Toz mu? Ne tozu?

ÖĞRETMEN- Tebeşir tozu!       

GÖREVLİ- Ha, evet. Sanatlı ve esprili konuşmayı seviyorsunuz…

ÖĞRETMEN- Bizim kuşak hep böyledir Boş sözlerden kaçınırız. Geriye baktığımda, gözleri ışıl ışıl parlayan çiçeklerimi, öğrencilerimi görüyorum.

GÖREVLİ- Ne güzel! Emekli oldunuz, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

ÖĞRETMEN- Yorgun, çok yorgun. Ama mutlu…

GÖREVLİ- Anlıyorum. Otuz yıl öğretmenlik yaptınız; şu an elinizde ne var?     

ÖĞRETMEN- Bir tesbih!., (Elindeki tesbihi gösterir)

GÖREVLİ- Yani?           

ÖĞRETMEN- Yani hiçbir şey… Yine kirada oturuyorum. Bir evim bile yok         

GÖREVLİ- Emekli paranızla bir şey yapamadınız mı?

ÖĞRETMEN- Hiçbir şey yapmaya yetmedi. Bir konut kooperatifine girmek istedim. Sonra vazgeçtim,

GÖREVLİ- Neden?

ÖĞRETMEN- Düşündüm; o ev bitinceye kadar, yaş biter. .

GÖREVLİ- Daha yaşınız gençtir, efendim.

ÖĞRETMEN- Evet, yaşınız yaşım genç, ama beynim yaşlı.

GÖREVLİ- Peki emekli paranızı ne yaptınız sonra?

ÖĞRETMEN- Şimdilik bankaya yatırdım. .Emekli aylığım kiraya gidiyor. Geçimimizi de o parayla sağlamaya çalışıyoruz.

GÖREVLİ- Eşiniz de öğretmen miydi?

ÖĞRETMEN- Hayır, ev hanımıdır.

GÖREVLİ- Biraz da çocuklarınızdan söz eder misiniz?

ÖĞRETMEN- Üç çocuğum var. İki kız bir erkek. Üçü de evli.

GÖREVLİ- Sokakta okula giden öğrencileri görünce neler hissediyorsunuz?   

ÖĞRETMEN- Okul benim yuvamdı. Şimdi kendimi yuvasından kovulmuş gibi hissediyorum. Sokağa çıktığım zaman, ayaklarım okulların önüne sürüklüyor beni.

GÖREVLİ- Bir öğretmen olarak. Öğretmeni tanımlar mısınız?

ÖĞRETMEN- Öğretmen, insan yapan bir tornadır.

GÖREVLİ- Çok güzel tanımladınız. Nerelerde görev yaptınız en çok?

ÖĞRETMEN- Hep doğuda, köylerde çalıştım. Son beş-altı sene kentte çalıştım.

GÖREVLİ- O köylerde kuşkusuz ilginç şeylerle karşılaştınız. Rica etsem birini anlatır mısınız?

ÖĞRETMEN- Ahh! Ne köyler ne insanlar gördüm! Bir köyde soyadı yüzünden çok zorluk çektim. Toprak. Köyde soyadı değişik bir ben vardım. Köy bir aşiretten ibaretti. Yabancıya kız vermediklerinden hepsi akrabaydı. İşin asıl yadırganacak yanı adlarının çoğunun da aynıydı: Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma… Okulda altı tane Mehmet Toprak, dört tane Fatma Toprak vardı. Onları numarasıyla çağırıyordum.

GÖREVLİ- Çok ilginç! Unutamadığınız bir anınız var mı?

ÖĞRETMEN- Anım çok. Bir olay beni çok duygulandırmıştı. Olay bir yolculukta oldu. Otobüste bulunan yolculardan biri parasının çalındığını söyledi. Otobüs karıştı. Bir mola yerinde karakola çekildi otobüs. Polisler otobüs yolcularını sıra ile teker teker aramaya başladılar. Sıra bana gelince, o parası çalınan kişi, polise, `Bu beyefendi öğretmendir, onu aramayın` dedi. Diğer yolcular da `O öğretmendir.` dediler. Çok duygulandım. Bu olay öğretmene duyulan saygının, güvenin bir göstergesiydi. Tabi, bu olay çok eskilerde oldu.

GÖREVLİ- Gerçekten anlamlı bir olay. Peki, para bulundu mu?

ÖĞRETMEN- Evet bulundu. Genç bir yolcunun üzerinde.

GÖREVLİ- Sizi üzmüş olacağım, hocam; birde acı anınızı anlatabilir misiniz?`     

ÖĞRETMEN- Ne yazık ki acı anımda çok… Bir gün bir öğrencim yanıma: yaklaştı; Utana sıkıla,

Öğretmenim çok açım. Bana bir ekmek parası verebilir misiniz? Dedi. Çok üzüldüm. Cebimdeki paranın yarısını zorla verdim. Utanmaması gerektiğini söyledim. Çocuk birkaç ay sonra, aldığı parayı geri vermek istedi. Almadım.

GÖREVLİ- Yüzlerce öğrenci yetiştirdiniz. Yüksek mevkie gelmiş olan var mı?

ÖĞRETMEN- `Var. Bakanlığa kadar yükselen öğrencim, oldu.

GÖREVLİ- Hocam, en çok neden rahatsız oldunuz öğretmenlik yaşamınızda?

ÖĞRETMEN- Çocuğum yaşında kaymakamların önünde ceketimi düğmelemek oldu…

GÖREVLİ- Sağlığınız nasıl?

ÖĞRETMEN- Ülser, görme zayıflığı, ses kısıklığı, varis var. Posamız kaldı kısacası.

GÖREVLİ- Peki sayın hocam, bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?

ÖĞRETMEN- Anılarımı yazacağım.

GÖREVLİ- Milli Eğitim Bakanı olsaydınız, ilk iş olarak ne yapardınız?

ÖĞRETMEN- Öğretmenlerin sorunlarını öğrenmek için bir anket yapardım.

GÖREVLİ- Sayın hocam, en güzel görüşmemi sizinle yaptım. Bundan sonraki yaşamınızda size mutluluklar diler, teşekkür ederim,

ÖĞRETMEN- Ben de teşekkür ederim. Arkadaşınızın oğluna da selamlar…

İnsan Tornası (öğretmen)