Öğretmence

Öğretmen Bloğu

Türk Milli Öğretmeni..!

Evet…Türk Milli Öğretmeni…
Nasıl eğitim anlayışımıza milli olma niteliğini kazandırdıysak, aynı şekilde bu milli eğitim işini icra eden öğretmenlerimiz de bu özelliği yani millileşmeyi başardı.!
Milli eğitim nedir?
Bir millete tek bir eğitim şeklini benimsetmek,ortak bir dil ve kültürle beraber tüm milletin aynı eğitim sisteminden geçirilmesi ve eşit şartlarda eğitim alması demektir. Literatürde bu yazıyor. Peki literatüre uygun bir Milli Eğitime sahip miyiz? Daha doğrusu amaçlar, hedefler doğrultusunda yazılmış bir tanım olduğu için amaca uygun bir Milli Eğitimimiz mevcut mu? Tartışılır bir soru olmakla beraber içlerden gelen sesler bunun böyle olmadığını maalesef kanıtlarcasına haykırıyor. HAYIR.
Madem Milli olarak tabir ettiğimiz eğitim sistemimiz yola koyulurken hedeflenen amaçlarına henüz tam manasıyla ulaşamamış, o zaman biz gözlük takarak Milli eğitim`e bir göz atalım. Daha sonra da Milli Öğretmen`e…
Milli Eğitim dünyanın gelmiş geçmiş bütün eğitim sistemlerini sırayla uygulamakla görevlidir. Ancak hiçbirini kendine uygun görmez. Milli Eğitim hangi siyasi düşünce ülkede hakimse onun ideolojisini yansıtmak zorundadır. Yoksa Milli Eğitim Bakanının koltuğu tehlikeye girer. Milli Eğitimin amacı anne babayı çocuklarının şamatasından günün önemli bir süresinde kurtarmakla yükümlüdür. Okuldan arta kalan zamanlarda bu görevi dersaneler üstlenir. Bu kısma siz de bir şeyler ekleyebilirsiniz…
Gelelim Milli Eğitimin Milli Öğretmenine…
Bizim öğretmenlerimizi dünyadaki diğer öğretmenlerden ayıran bazı özellikler bu konuda bize önemli kaynaktır. Milli Öğretmen için ilk amaç yaptıklarını (yapamadıklarını) kağıtlara dökmektir. Milli Öğretmen aslında Çocuk Avutucusu değilse görevini savsaklamakla suçludur. Milli Öğretmen pratik zekaya sahiptir.(eokul sistemindeki yöneltme yönergesinde öğrencilerin tek tek ele alınması gereken durumları için Milli Eğitim tarafından `hepsini seç` butonu konularak bu pratik zeka desteklenmiştir.)…Daha yazacak şey çok. Siz de yazın lütfen…
Bu saçmalıklar ne sayın hocam demeyin. İsterseniz de deyin. Ben de Milli Öğretmenim. Bu yazanları içtenlikle yazdığım bir özeleştiri olarak görün. Eğer siz de katılıyorsanız yazmaktan sakınmayın. Lütfen siz de bişeyler yazın. Belki haksızlık yapıyorumdur. Karşıt olanlar da yazsın. Döksün içini.
Biz dünyanın en kutsal mesleğini yapıyoruz. Önce büyüklerimiz sonra biz çocuklarımızın çocuklarımızın üzerimizdeki haklarının altında ezilmeyelim. Vicdanlarımızı yoklayalım ve Milli Eğitim olalım…Milli Öğretmen olalım.
Selametle…

Türk Milli Öğretmeni..!

Ekmek elden su gölden /refik halid karay

KİTABIN ADI EKMEK ELDEN SU GÖLDEN
KİTABIN YAZARI REFİK HALİD KARAY
YAYIN EVİ VE ADRESİ İNKILAP KİTAPEVİ Ankara cad. 95 İST.
BASIM YILI 1985

1. KONUSU:
Kitapta eski soylu zengin bir ailenin torunu olan Ferhan ın tekrar ozenginliğe kavuşmak umuduyla Duranbeylilerin ablak oğlu Saim ile evlenip pişman oluşu anlatılmaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
iki arkadaş mühendis Asaf Bey ve mimar Armenak Efendi Büyük Otel de akşam çayını içmek içn otururlar. Sohbet ederlerken otele Duranbeylilerin kadınları gelir.
Duranbeyliler, zamanında Duran Beyin Doğu Anadolu dan kan davası nedeniyle güneye göçmüş orada toprakları sahiplenmiş, devlete karşı koymuş ve topraklarında halka sözünü geçirmiş. Öldüğünde çoçuklarına çok fazla toprak bırakmış. Çoçuklarından tek erkek Nazir Bey bu sıkılığı sürdürememiş. Üç kız ve üç erkek çoçuğu olmuş.
İşte biraz önce gördükleri o güzel kızlar Nazir Beyin torunları ve torunlarının eşleridir. Başlarında bir kadın vardır. Bu Şahende Hanımdır. Üç kızı ve üç gelini ile otele gelip çaylarını içerler, havalarını atarlar. İki arkadaş da gelinler arasından Ferhan ı çok güzel bulurlar. Ferhan sarışın, balık etli , güzel bir kızdır. Fakat Duranbeylilere yeni katıldığı için sosyete hayatına daha ayak uyduramamıştır. Gelinler haricindeki kızlar da kardeş değil , kardeş çocuklarıdır. Nezire aralarında en zeki olanıdır. Asaf Beye amca derve Asaf Bey de bundan çok hoşlanır. Çünkü Nezire çok güzel bir kızdır. Nezire ile biraz sohbet ettikten sonra , Nezire akşam bir davete konuk olduklarını ve yanından ayrılır. Duranbeyliler kadınlar kolu otelden topluca ayrılırlar.
Davet dayı dedikleri uzaktan bir akrabanın evindedir. Evde yemek yendikten sonra bir gazinoya eğlenmeye giderler. Gazinoda tesadüfen iki yaşlı arkadaş da eğleniyordu. Onların acemiliklerini gülerek izlerler. Dayı çok hızlıdır , sırayla bütünkızları dansa kaldırır. Her seferinde Şahende Hanım alınmasın diye iltifatlar yağdırır. Ferhan dayıdan çok hoşlanır. Kocasına fiziken benzemesi onu etkiler ama kocasından daha kültürlü olduğu için onu kocasından daha iyi bulmuştur.
Eve döndüklerinde kızlardan Ferhan a rehber olan Nebile nin de dayının ondan hoşlandığını söylemesi , onu daha da çok sevindirir.
Sabah kalktıklarındaevin halini gören Ferhan Duranbeylilerin pasaklıklarına alıştığı görmemezlikten gelir. Ev halkı kaktığında iki köylü eve gelir. Rasih Bey in evden gönderdiği erzakları getirmişlerdir. Eve bırakırlar ve giderler.
O gün Ferhan annesinin yanına uğrar. Eski arkadaşı Saliha da onunladır. Ferhan bazen Saliha ile dolaşır ama onu davetlere , otellere götürmezdi. Fakat Saliha da bundan memnundur. Arada bir buluşur ve gezerler.
Akşama Ferhan yine otele gider. Otelde Nezire Asaf Bey ile oturmaktadır , Ferhan ı da yanına çağırır. Asaf bey durumdan çok mamnundur , çünkü iki güzel kızla oturup sohbet etmek ve onların güzelliklerini seyretmek ona zevk verir. Biraz sohbetten sonra iki kız masadan kalkarak Şahende Hanım ın yanına giderler. Ferhan ın otururken aklına çiftlik hayatı gelir. Kocasından tiksindiğini ve neyapacağını düşünür. Çoçuğu olmadan başka birini bulması gerktiğini düşünür.
Ferhan ilerleyen günlerde sosyeteye tamamen ısınır. Herkesin ağzına dolanır. Beğenenler de boldur. Bir gün gazetede fotoğrafı yayınlanır. Herkesin dilinde bu fotoğraf vardır. Şahande ve kızlarıçekememekten sinirlenirler , kimileri de kızı tebrik ederler. Bu sıralarda Ferhan Saim den ayrılmayı kafasına iyice koymuştur ki Numan adında bir sinemacıya aşık olur. Gizli buluşmalarla onunla evlenmeyi planlar. Avukatları hazırlarlar ve bunu aileye açıklayacağı gün , otelde Numan ın Ankara dönüşü yaptığı kazada vefat ettiği haberini alınca bayılır ve şuurunu kaybeder. İki ay sonra hastahaneden çıkarıldığında geri dönmemek üzere ailecek çiftliğe giderler.
Aradan altı ay geçtiğinde Numan ın babası Osman Bey Saliha yı bulur , ferhan hakkında bilgi alır. Saliha , Ferhan ın Numan ölmeden önce yeni hamile olduğunu söyler ve şu anda da altı aylık hamile olduğunu söyler. Osman Bey Saliha dan çiftliğe onun yanına gitmesini ve Saliha ya orada ev yaptıracağını söyler. Ferhan a yardım etmesini ister. Saliha bu teklifi kabul eder.
İki yaşlı Asaf Bey ve Armenak Efendi her zaman olduğu gibi otelde oturmuş çaylarını içerlerken , içeriye üç tane kız gelir. Bunlar yine Duranbeylilerdendir ve Asaf Bey Bir kafile gelir , bir kafile gider. Nasıl ki Duranbeylilerin çoğu ortadan kayboldu. der.

3.KİTABIN ANAFİKRİ:
Çok fazla para belli bir süre mutluluk getirir fakat; bütün mutlukları yanında getirmez. Hatta fazlası hüzün de getirebilir.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Kitapta olaylar en küçük ayrıntısına kadar anlatılmıştır. Çok sürükleyici bir anlatım tarzı vardır. Olaylarda bir abartı yoktur , hepsi mümkün olabilecek olaylardır.
FERHAN:
Sarışın, balık etli, renkli gözlü, güzel bir kızdır. Eski bir zengin ailenin torunudur. Duranbeylilerin son gelinidir.

SAİM:
Biraz ablak fakat çokta tipsiz değil, suskun, sakin bir gençtir. Babası Rasih Bey in verdiği paralarla hayatını geçindirir.

NUMAN:
Çok yakışıklı ve atletik vücutlu, genç bir delikanlıdır. Sinema yapım şirketinin sahibidir. Çalışkan ve zekidir. Sosyete hayatına pek düşkün birisi değildir.

ŞAHANDE HANIM:
Durabeylilerin hanımıdır. Bir sonradan görmedir. Herkesi tersler ve azarlar. Fakir insanları ve uşakları horgörür.

5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap bence çok sürükleyici, özellikle Ferhan ın tasvirinin yapıldığı bölümler insanı kitaba daha iyi bağlıyor. İki yaşlı arkadaşın olayları değerlendirmesi romana güzellik katmış. Ama acı sonla bitmesi hiç de hoş değil.

6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1888 yılında Beylerbeyi nde doğan Refik Halid , 18. yüzyıl sonlarında bir kolu Mudurnu dan İstanbul a göçen Karakayış ailesindendir. Galatasaray Sultanisi ve Mekteb-i Hukuk da okuyan yazar ,meşrutiyet sıralarında gazeteciliğe başlamıştır. Kısa sürede üne kavuşmuş ,Fecri Ati edebiyat topluluğunun kurucularından olmuştur. Kirpi adıyla taşlamaları ve siyasal yazıları sonucu İttihat Terakki hükümetince Anadolu nun çeşitli illerinde 5 yıl sürgüne gönderilmiş , Ancak 1. Dünya Savaşı nın son yılı İstanbul a dönebilmiştir. Dönüşünde Robert Kolej de öğretmenlik , Sabah Gazetesi başyazarlığı , iki kez Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü yapan yazar Aydede adlı mizah dergisi de çıkarmıştır.
Bazı siyasal davranışları yüzünden memleketten ayrılmak zorunda kalan yazar , Haleb e yerleşerek Vahdet gazetesini çıkarmış , Hatay ın Türkiye ye bağlanmasında yazları ve çalışmaları ile katkıları olmuştur.
1938 de yurda dönen yazar , çeşitli dergi ve gazetedeki yazıları ve 20 kadar romanı ile yaşamını sürdürmüştür.
18.07.1965 tarihinde İstanbul da ölen yazar ; tekniği , dilinin güzelliği , taşlamalarının inceliği ve tasvirlerinin kuvveti ile ün yapmış , Modern Türk Edebiyatı nın temel temel taşlarından biri olmuştur

Ekmek elden su gölden /refik halid karay

Biz İnsanlar/ Peyami safa

KİTABIN ADI : BİZ İNSANLAR
KİTABIN YAZARI : PEYAMİ SAFA
YAYIN EVİ VE ADRESİ : ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş. KLODFARER CAD. 40/7 DİVANYOLU /İSTANBUL
BASIM YILI : 1987

KİTABIN KONUSU :
AŞIK OLAN BİR İNSANIN DÜŞÜNME KABİLİYETİNİ NASIL
KAYBETTİĞİ VEGRRÇEKLERİ GÖREMEMESİ

KİTABIN ÖZETİ :
KURTULUŞ SAVAŞI ZAMANINDA ZENGİN HALKTAN BAZILARI
KENDİ ÇIKARLARI İÇİN İŞGALCİ DEVLETLER İLE YANKINLAŞMA İÇERİSİNE GİRER.ORHAN O DÖNEMDE YATILI OKULDA ÖĞRETMENLİK YAPMAKTADIR.TALEBELERİNDEN TAHSİN, SINIF ARKADAŞI CEMİL İN KAŞINI TAŞ ATARAK PATLATIR.ORHAN,CEMİL İN TEDAVİSİNİ YAPTIRIP ANNESİNİN YANINA GÖTÜRÜR.TAHSİN İN CEMİL E TAŞ ATMASININ NEDENİ EŞŞEK TÜRK DİYE HİTAP ETMESİDİR. ORHAN KÖŞKTE CEMİL İN ABLASI VEDIA YI GÖRÜR.İLK BAKIŞTA BİRŞEY YOK ZANNEDER FAKAT AŞIK OLMUŞTUR.ORHAN TAHSİN OLAYINDAN SONRA OKULDAN İSTİFA EDER.ÇÜNKÜ ORHAN A GÖRE CEMİL İN BİLMEYEREK BÜTÜN TÜRK HALKINA HAKARET ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜR.ARTIK ORHAN I AÇLIK VE YOKSULLUĞUN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ GÜNLER BEKLEMEKTEDİR.KAR FIRTINASININ OLDUĞU BİR AKŞAM ORHAN YATAĞINDA SOĞUKTAN YATAMAZ.EN YAKIN CADDEYE ÇIKIP SON PARASIYLA SICAK BİR ÇAY İÇMEK İSTER.GİTTİĞİNDE KAHVEHANE KAPALIDIR VE OLDUĞU YERE DÜŞER.KAHVECİNİN ERKEN GELMESİYLE HAYATI KURTULUR VE ÖĞRETMENKEN EN İYİ ANLAŞTIĞI NECATİ NİN EVİNE GİDER.NECAT İ ORHAN A BİR ARKADAŞININ ÇEVİRMEN ARADIĞINI SÖYLER.ARTIK ORHAN INDA PARASI VARDIR. ESKİ ANILAR CANLANIR VE VEDİA TEKRAR AKLINA GELİR.ONU UNUTAMAZ AMA VEDİA İLE EVLANMEK İSTEYEN BİRÇOK KİŞİ VARDIR.BUNLARDAN SUBAY OLAN AHMET İ GÖRDÜĞÜNDE BAŞINA GELECEKLERİ ANLAR AMA AŞKI DAHA ÜSTÜN GELİR.VE OLACAKLARI UMURSAMAZ. TAHSİN İN BABASI BU ARADA HAPİSHANEDEN ÇIKAR.HAPİSHANEYE GİRMESİNİN NEDENİ VEDİA NIN ANNESİDİR. VEDİA HERKESE AŞIKTIR VE BU ORHAN I KORKUTUR.VEDIA İLE BİR AN ÖNCE EVLENMEK İSTER.VEDİA BUNA YANAŞMAMAKTADIR.VEDİA NIN ANNESİ KÖYLÜLER TARAFINDAN SEVİLMEZ ÇÜNKÜ EVİNE FRANSIZ BAYRAĞI ASMIŞTIR.AHMET VEDİA DAN UZAKLAŞMAK İÇİN CEPHEYE GİDER VE ORADA ÖLÜR.ORHAN VEDİA İLE BULUŞACAĞI BİR GÜN VEDİA NIN HASTAHANEDE OLDUĞUNU ÖĞRENİR VE KOŞARAK HASTAHABEYE GİDER.VEDİA ŞUURSUZCA YATMAKTADIR.ORHAN GÜNLERCE HASTAHANEDE ONUN YANINDA KALIR.ÇOK HALSİZ DÜŞMÜŞTÜR.DOKTORLARIN TÜM ISRARLARINA RAĞMEN DİNLENMEYİ KABUL ETMEZ.VEDİA ESKİSİNDEN İYİDİR AMA HALA ŞUURU YERİNE GELMEMİŞTİR.İÇERİNİ HAVASINDAN SIKILAN ORHAN DIŞARIYA ÇIKMAK İÇİN AYĞA KALKAR AMA SENDELER.ÇOK BUNALIR.AYAĞA KALKMAK İÇİN TEKRAR HAREKET EDER.DUVARLARDAN TUTUNARAK KORİDORO ÇIKAR.AMA GÖZLERİ HİÇBİR ŞEY GÖRMEZ.MERDİVENLERDEN İNERKEN DENGESİNİ KAYBEDER VE DÜŞÜNMEK İSTEMEDİĞİNİ ÖLÜMÜ VEDİA NIN AŞKINDAN OLUR.VEDİA ERTESİ SABAH İYİLEŞİR AMA AHMET İN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDUĞU GİBİ ORHAN IDA BİLİNMEZLİKLERİN İÇİNE ATARAK ÖLÜMÜNE NEDEN OLUR.AMA VEDİA HALA YAŞAMAKTADIR.

KİTABIN ANA FİKRİ:
BİR ŞEYİ NE KADAR ÇOK İSTERSEK İSTEYELİM SAĞ DUYUMUZU,MANTIĞIMIZI ASLA KAYBETMEMELİ,HER ZAMAN GERÇEKLER DOĞRULTUSUNDA VE ARKADAŞLARIMIZIN ÖNERİLERİNE KULAK VEREREK KARAR VERMELİ,DUYGUSAL DAVRANMAMALIYIZ.

KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
KİTAPTA YABANCI CÜMLELERİN ÇOK FAZLA KULLANILMIŞ OLMASI KİTABIN AKICILIĞINI OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEMEKTEDİR.KİTAP BİLDİĞİMİZ AŞK KURGUSU UZERİNE YAZILMASINA RAĞMEN ZAMAN OLARAK KURTULUŞ SAVAŞI YILLARININ SEÇİLMESİ OKUYUCUNUN İLG,S,N, ÇEKMEKTEDİR.OLAYLARIN FAZLA VE KARMAŞIK OLMASI OKUYUCUNUN İSTEĞİNİ KIRMAKTADIR.AŞK ROMANLARINDAN HOŞLANIYORSANIZ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM

KİŞİLERİN VE OLAYLARIN İNCELENMESİ:
ORHAN :ÖĞRETMENDİR.FARKLI GÖRÜŞLERİ YÜZÜNDEN EVDEN GENÇ YAŞTA AYRILMIŞTIR. ARKADAŞLARI TARAFINDAN SEVİLİR AMA BİRAZ DİK KAFALIDIR.YAKIŞIKLI VE LAF YAPMASINI BİLEN BİRİSİDİR.VEDİA YI SEVER.AŞIRI DUYGUSAL BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİR.
VEDİA:HER GÖRDÜĞÜNE AŞIK OLAN BİRİSİDİR.DUYGUSAL YÖNDEN GELİŞMEMİŞTİR.CİVARDAKİ EN GÜZEL KIZDIR.FİZİKSEL OLARAK NARİN BİR YAPIYA SAHİPTİR.ARKADAŞLARI TARAFINDAN SEVİLİR.ORHANLA BİRLİKTE BİRÇOK KİŞİYE AŞIKTIR.
AHMET :KENDİSİ SUBAYDIR. VEDİA YA İLK GÖRDÜĞÜNDEN BERİ AŞIKTIR.BİRAZ FAZLA DUYGUSAL OLDUĞUNDAN GERÇEKLERİ GÖREMEZ.YAKIŞIKLI V ESAKİN BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİR.ÇEVRESİİNDE SEVİLİR.
TAHSİN:YATILI OKULUN EN SESSİZ ÖĞRENCİSİDİR.BABASI HAPİSHANEDE VE ANNESİ ÖLMÜŞTÜR.ZEKİDİR AMA FAZLA KONUŞMAZ.YERLİ HALK TARAFINDAN ÇOK SEVİLİR.DUYGUSAL AÇIDAN ÇOK ZARARLAR GÖRMÜŞTÜR AMA BELLİ ETMEZ.
CEMİL:VEDİA NIN KARDEŞİDİR.BATI KİLTİRİ ALTINDA YETİŞMEKTEDİR. KENDİNİ BEĞENMİŞ OLDUĞUNDAN PEK SEVİLMEZ.BURNU HAVADADIR.ZEKİDİR AMA ARKADAŞLARINI HOR GÖRDÜĞÜNDEN YALNIZDIR.TEK DOSTU ONU YETİŞTİREN DADISIDIR.
NECATİ:ÖĞRETMENDİR.HER ALANDA BİLGİSİ VARDIR.ARKADAŞLARI ARASINDA SEVİLİR.ORHAN IN EN İYİ DOSTUDUR.GERÇEKLERE GÖRE KARAR VERİR.YARDIM SEVERDİR.MİLLİYETÇİ BİR YAPIYA SAHİPTİR.
VEDİA NIN ANNESİ:BATI HAYRANIDIR.YERLİ HALK TARAFINDAN SEVİLMEZ.ÇOCUKLARINI BATILI GİBİ YETİŞTİRMEK İSTEMEKTEDİR.KOCASINI KAYBETMİŞTİR.HER GECE İSTİLA KUVVETLERİNE PARTİ VERİR.ZEKİ VE KİNCİ BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİR.HALKI UMURSAMAZ VE ONLARI KÜÇÜK GÖRÜR.

YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:
İstanbul da 1899 da doğdu.Servet-I Fünün şairlerinden İsmail safa nın oğludur,iki yaşında iken,Sivas ta bulunan babasını kaybetti(1901).Düzenli okul öğretimi gçremedi.Kendi kendini yetiştirdi.1. Dünya Savaşı yıllarında öğretmenlik yaptı.15 Haziran 1961 de öldü.
Roman yazarı ve gazetecidir.Psikoloijk romanlarıyla tanınmıştır.Yazılarında dönemin siyasal olaylarından etkilenmiştir.Cingöz recai adlı yazı dizisiyle ün toplamıştır.Psikoloji,sosyoloji,edebiyat ve felsefe alanlarında yazılar yazmıştır.Temel konu olarak insanların düşmüş olduğu kötü durumlardan ders çıkarmayı amaçlamıştır.
ESERLERİ:
ÖYKÜ:Gençliğimiz(1922),Siyah beyaz hikayeler(1923), İstanbul hikayeleri(1923),Aşk oyunları(1924), Süngülerin Gölgesinde(1924), Ateşböcekleri(1925).
ROMAN:Mahşer(1924), Bir Akşamdı(1924), Sözde Kızlar(1925), Canan (1925), Şimşek(1928), 9. Hariciye Koğuşu(1931), Fatih-hHarbiye(1931), Bir Tereddüt Romanı(19339, Yalnızız(1951), Biz İnsanlar(1947).

Biz İnsanlar/ Peyami safa

Fatih-Harbiye /peyami safa

KİTABIN ADI : FATİH-HARBİYE
KİTABIN YAZARI : PEYAMİ SAFA
YAYIN EVİ : ÖTÜKEN
BASIM YILI : 1987
SAYFA SAYISI : 120
KİTABIN KONUSU : Neriman ın kendi kültürüyle batı kültürü arasındaki kayboluşu ve doğru yolu buluşu.

KİTABIN ÖZETİ:
Neriman la Şinasi çocukluk arkadaşlarıdır. Tanıdıkları ilk karşıt cins birbirleridir. İlk başta ikisi de birbirlerini seviyorlardı. Okula beraber gidip geliyorlardı. Üniversite de bile beraberdiler. Neriman ın babası Faiz Bey dir ve Şinasi yi de çok sevmektedir. Bazı geceler Faiz Bey in evinde saz çalarlar ve sohbet ederlerdi. Herkese bir gün Şinasi ile Neriman ın evleneceğini düşünüyordu.
Giderek Neriman Şinasi den soğumaya başladı. Neriman oturduğu mevki olan Fatih I, sevmemektedir. Çünkü Fatih, doğuyu, gelişmemişliği ve eskiyi temsil ediyordu. Oturduğu mahalle çok eskiydi ve evler de virane gibiydi. Bir gün Macit denilen yakışıklı, zengin ve kibar birisiyle tanışır. Macit Harbiye de oturuyordu. Harbiye, gelişmişliği ve batıyı simgeliyordu. Macit ile bir kaç sefer Şinasi den habersiz buluşurlar. Bir gün Macit Neriman a balo davetiyesi verir ve baloya davet eder. Nerman baloya gitmeyi çok istemektedir. Ama gitmesi için babasının iznini almak zorundadır. Tam babasına söyleyecekken babası ona Şinasi ile evlenmesini teklif eder. Hemen ï? reddetmez ve 2-3 ay mühlet ister. Ve bolaya Şinasi ile gitmesi koşuluyla da izin alır. Elbise için vitrinleri gezmeye çıktığında dayısının kızlarına uğrar. Çünkü dayısının kızları bu işlerde oldukça deneyimlilerdir. Eve gittiğinde bir kadının ağlamaktan harap olduğunu görür ve nedenini sorar. Nedeni kızının intiharıdır. Kızı Rus gitariste aşık olmuştur. İkisi de başta çok mutlulardır ve birbirlerini çok sevmektelerdir. Ancak çok sefil bir hayat sürmektedirler. Buda kıza tak etmiştir. Günün birinde zengin bir adamla tanışan kız genci terk eder ve adamla yaşamaya başlar. Artık balolara gidebilmekte ve her istediğini yapabilmektedir. Ancak gerçek mutluluğu bulamamaktadır. Tahsil görmüş bir kız olduğundan hakiki güzelliği armaktadır. Musiki, mutalaa ve samimiyetâ?¦Rus gencinde bunları bulabiliyordu ancak zengin adamda bunları bulamamaktadır.
Sonunda, gence dönmeye karar verir ve aramaya başlar. Büyük uğraşlar sonucu bulur ama genç kabul etmez. Kız bunun verdiği üzüntü ile evine gider ve tabanca ile kendini öldürür.
Hikayeden çok etkilenen Neriman evden izin alarak ayrılır. Kendi evine gelir ve babasına artık baloya gitmek istemediğini ve Şinasi ile evlenmeyi kabul ettiğini söylerâ?¦.

KİTABIN ANAFİKRİ:
Batının tekniğini almalıyız fakat kültürünü asla.

KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN TAHLİLİ:
ŞAHISLARIN TAHLİLİ
NERİMAN: musiki okulunda okuyan, bigili fakat biraz batı hayranı bir kızdır. Eğlencelere gitmek istemektedir.
ŞİNASİ: doğu kültürünü benimsemiş, bilgili ve battı kültüründen hoşlanmayan birisidir.
FAİZ BEY : Doğunun kültürü ile yetişmiş. Kendisini ve kültürünü iyi bilen, musikiyi ve sohbeti seven, bilgil ve ölçülü birisidir.

OLAYLARIN TAHLİLİ
Neriman ın Şinasi ye olan tutum değişikliği Macit ile tanışmasından ve Şinasi yi biraz doğu hayranı ve batı kültürü karşıtı olarak düşünmeksinden ileri gelmektedir. Şinasi nin hiçbir zaman balolara ve eğlencelere gitmeyeceğini düşünmektedir.
Dayısının evine gittiğinde karşılaştığı manzara ve anlatılan hikaye Neriman çok etkilemiştir. Hikaye anlatılırken kendisini kızın yerine ve Şinasi yi de Rus gencin yerine koyarak olayları aklında canlandırmış ve bir karara varmıştır. Anlatan hikaye Neriman I doğru yola iletmiştir.

KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
İlk sayfadan itibaren insanı kendisine çeken, geçmişteki olaylarla günümüze de ders veren okuyan için çok yayarlı bir kitaptır. Günümüz gençlerinin de içinde bulunduğu durumu anlatması bakımından güzel bir eserdir.

YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:
Peyami Safa
(1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul`da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa`nın oğludur. Düzenli bir öğrenim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul`da öldü.

Peyami Safa halk için yazdığı edebî değeri olmayan romanlarını `Server Bedi` imzası ile yayınladı. Sayıları 80`i bulan bu eserler arasında; Cumbadan Rumbaya (1936) romanıyla, Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi en ünlüleridir. Ayrıca ders kitapları da yazdı.

Romanları: Gençliğimiz (1922), Şimşek (1923), Sözde Kızlar (1923), Mahşer (1924), Bir Akşamdı (1924), Süngülerin Gölgesinde (1924), Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925), Canan (1925), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930), Fatih-Harbiye (1931), Atilla (1931), Bir Tereddüdün Romanı (1933), Matmazel Noralya`nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (1959). Hikâyeleri: Hikâyeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980). Oyunu: Gün Doğuyor (1932). İnceleme- denemeleri: Türk İnkılâbına Bakışlar (1938), Büyük Avrupa Anketi (1938), Felsefî Buhran (1939

Fatih-Harbiye /peyami safa