Öğretmence

Öğretmen Bloğu

SOHBET- İnsanların birbirinden farklılıkları…

Çocuklar birbirlerini görecekleri şekilde otururlar.Çocuklara sıra ile fiziksel özelliklerini anlatmaları istenir.Saç ,göz renklerindeki farklılıklardan bahsetmeleri istenir.Daha sonra herkesin doğuştan farklı bir fiziksel yapısı olduğu söylenir.Öğretmen cebine koyduğu farklı renkteki şekerleri çocuklara verir ve şekerlerdeki bu çeşitli tatların ne kadar güzel olduğundan bahsedilir.İnsanlarından birbirinden farklı olduğu anlatılır konuşulur.

SOHBET- İnsanların birbirinden farklılıkları…

Sahabeler

Hz. Peygamber (asm)`ın katibi Hanzala İbnur Rebi el Esedi(ra)anlatıyor;

Bir gün Hz.Ebu Bekir(ra)`la karşılaştık.Bana nasılsın?diye sordu.
`
`Hanzala münafık oldu!“ dedim. `Sübhanellah sen neler söylüyorsun?
diye şaşırdı.Ben açıkladım“Hz Peygamber(asm)`ın huzurunda olduğumuz sırada bize cennet ve cehennemden söz edilir,sanki gözlerimizle görmüş gibi oluruz.Oradan ayrılıp çoluk çocuğumuza,bağ bahçemize karışınca çoklukla unutup gidiyoruz.

Hz Ebu Bekid(ra)da;“Allaha yemin olsun ben de aynı şeyi hissediyorum.“
dedi.Beraberce Hz. Peygamber(asm)`e gittik ve durumu anlattık.

Bize; “Nefsimi elinde tutan zat-ı zülcelale yemin olsun ki siz,benim yanımdaki hali dışarıda da devam ettirip cennet ve cehennemi hatırlama işini koruyabilseniz,melekler sizinle,yataklarınızda,yollarda müsafaha ederdi.

Fakat ey Hanzala,bazan öyle bazan böyle olması normaldir.Münafıklık değildir“dedi ve son cümleyi üç defa tekrarladı….Müslim

Sahabeler

Hz. Eyyub (a.s.)

HZ. EYYÛB (a.s.)

Hz. Ibrahim soyundan gelen bir peygamber.

Eyyûb (a.s.)`dan Kur`an`da dört yerde bahsedilir ve sabir örnegi olarak takdim edilir (en-Nisâ, 4/163; el-En`âm, 6/84; el-Enbiyâ, 21/83; Sâd, 38/41). Tevrat`ta da `Eyûb` adiyla müstakil bir kitap, Hz. Eyyûb`un kissasina tahsis edilmistir.

Islâm kaynaklarina göre Havrân bölgesinde yasayan ve çok zengin olup, sayisiz mali-mülkü, birçok oglu kizi bulunan Eyyûb (a.s.), kendi toplumuna peygamber olarak gönderilmistir. Sabah-aksam ümmeti ve Allah`a ibâdetle mesgul olan Hz. Eyyûb, Rabbinin bir imtihânina mârûz kalmis, bütün servetini, çocuklarini kaybettigi gibi seytanin kendisine musallat olmasi neticesinde kalbi ve dili hâriç bütün vücudunda çibanlar çikmis, iltihapli yaralar açilmis, yaralarina kurtlar dolmus ve vücudu bozulup kokmaya baslamisti. Bu durumda kocasina hizmete sebât eden esi `Rahmet` hariç hiç kimse onun yanina yanasmadigindan cemiyetten çekilmek mecburiyetinde kalmis, fakat hiçbir zaman sabrini ve Cenâb-i Hakk`a bagliligini kaybetmemistir. Farkli rivâyetlere göre 3, 7, 13 veya 18 sene gibi epey uzun süren bu sikintili dönemden sonra sabriyla imtihâni kazanan Eyyûb (a.s.) Cenâb-i Hakk`in lütfu ve emriyle ayagini yere vurmus, fiskiran su kaynagindan yikanip içerek eski sihhati ve güzelligine kavusmustur. Ayrica kendisine yeniden birçok servet ve çocuk da ihsân edilmistir.

Genellikle kabul edildigine göre bu imtihana ugradigi sirada yetmis yasinda olan Hz. Eyyûb, sifâ bulduktan sonra yirmi yil daha yasamis, diger bazi rivâyetlere göre ise hastaligindan önceki kadar daha ömür sürmüstür. Kendisinden sonra Bisr adindaki bir oglu, kavmine peygamberlik yapmistir.

Ahmet ÖNKAL
Kaynak: Sâmil Islam ansiklopedisi

Hz. Eyyub (a.s.)

Hz. Suayb (a.s)

Hz. SUAYB (a.s)

Kur`an`da adi geçen peygamberlerden. Medyen ve Eyke halkina peygamber olarak gönderildi. Bu iki ülkede ayri ayri mücadelede bulundu. Bu iki toplumla yaptigi mücadelesi, çesitli ayetlerde geçmektedir.

Medyen ve Eyke, daglik ve ormanlik olan iki ülke idi. Medyen topraklari, Hicaz`in kuzey batisinda, oradan Kizildeniz`in dogu sahiline, güney Filistin`e, Akabe Körfezi`ne ve Sina Yarimadasi`nin bir bölümüne kadar uzanan bölgelerde yer alir.

Kur`an`in Medyen halki hakkinda anlattiklarinin önemini kavramak için, bu insanlarin, Hz. ibrahim`in üçüncü hanimi Katurah`tan olma oglu Midyan`in soyundan geldikleri iddialarina dikkat edilmelidir. Dogrudan dogruya onun neslinden gelmemis olduklari halde, tümü onun soyundan olduklarini iddia etmislerdir. Çünkü eski bir gelenege göre, büyük bir zata bagli olan herkes, daha sonra yavas yavas onun torunlari arasinda sayilmaya baslanirdi. Nitekim Hz. ismail`in (a.s) soyundan gelmemesine ragmen bütün Araplara `ismailogullari` denmistir. Hz. Yakub (a.s)`in soyu (israilogullari) için de durum aynidir. Ayni sekilde, Hz. ibrahim (a.s)`in çocuklarindan biri olan Midyan`in etkisi altina giren tüm bölge halkina Bena Medyen (Medyenogullari) ve onlarin oturdugu yerlere de, Medyen bölgesi dendi (ez-Zirikl, Kâmûsû`l-A`Iâm, VI, 4244; Yakut el-Hamev, Mu`cemü`l-Büldan, Beyrut 1956, V, 77).

Suayb (a.s), Hz. ibrahim`in torunlarindan Mikâil`in ogludur. Annesi ise Hz. Lut`un kizidir (et-Taber, Tarih, Misir 1326,I, 167; es-Sa`leb, el-Arâis, Misir 1951, s. 164; M. Asim Köksal, Peygamberler Tarihi, Ankara 1990, I, 327).

Yüce Allah`tan Suayb (a.s)`a kitab veya sahife gönderilmedi. O, Âdem, sit, idris, Nuh ve ibrahim`e indirilen sahifeleri okudu ve onlarla tebligde bulundu (Ibn Asakir, Tarih, Beyrut 1979, VI, 322).

Suayb (a.s) büyük bir hatipti. insanlari güzel söz ve nasihatlarla aydinlatmaya çalisti. Dolayisiyla ona peygamberler hatibi denilmistir (ez-Zemahserî, el-Kessâf, Kahire 1977, II, 118).

Suayb (a.s) ayni zamanda Musa (a.s)`in kayinpederi idi. Kizi Safura`yi Musa (a.s) ile evlendirmisti (ibnü`lEsir, el-Kâmil, Beyrut 1965, 177).

Suayb (a.s)`in Peygamber olarak Medyen`e gönderilmesi ve Medyenlilerle mücadelesi, Kur`an`da söyle bildirilir:

`Medyen`e de kardesleri suayb`i (gönderdik). Dedi ki: `Ey kavmim, Allah`a kulluk edin, sizin ondan baska ilahiniz yoktur. Size Rabbinizden açik bir delil geldi. Ölçüyü ve tartiyi tam yapin, insanlarin esyalarini eksik vermeyin, düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayin. Eger inanan (insan)lar iseniz böylesi sizin için daha iyidir!… Ve her yolun basina oturup da tehdit ederek insanlari Allah yolundan çevirmege ve O (Allah yolu)nu egriltmeye çalismayin. Düsünün siz az idiniz, O sizi çogaltti ve bakin bozguncularin sonu nasil oldu!… Eger içinizden bir kismi benimle gönderilene inanmis, bir kismi da inanmamis ise, Allah aramizda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en iyisidir` (el-A`raf, 7/85,86,87).

Görülüyor ki Suayb (a.s) onlari Allah`a kulluk etmeye, insan haklarina saygili olmaya, her türlü bozgunculuktan uzak durmaya ve bu yolda sabirla hareket etmeye davet ediyordu. Fakat Medyen halki Suayb (a.s)`in nasihatlarini dinlemediler ve kötü hareketlerinde daha ileri gittiler. Onlarin bu isyan ve sapkinliklari, Kur`an`da söyle haber verilir.

`Dediler ki: Ey Suayb, senin söylediklerinden çogunu anlamiyoruz, biz seni içimizde zayif görüyoruz. Kabilen olmasaydi, seni mutlaka taslarla(öldürür)dük! Senin bize karsi hiç bir üstünlügün yoktur!` (Hd 11/91).

Suayb (a.s) onlarin bu taskinliklarina karsi nasihat ediyor ve onlari büyük bir azap ile kokutuyordu:

(Suayb onlara de ki): Ey kavmim, size göre kabilem Allah`tan daha mi üstün ki, O`nu arkaniza atip unuttunuz? süphesiz Rabbim, yaptiklarinizi kusaticidir. (Ondan bir sey gizli kalmaz.)

Ey kavmim, oldugunuz yerde (yaptiginizi) yapin, ben de yapiyorum. Yakinda kime azabin gelip kendisini rezil edecegini ve kimin yalanci oldugunu bileceksiniz. Gözetin, ben de sizinle beraber gözetmekteyim.`(Hd, 11/92-93)

Her türlü mücadelede, teblig ve nasihate ragmen, Allah`in emirlerini dinlemeyen, zulüm, taskinlik ve kötülükte israr eden Medyen halki, azabi hak etmisti: Derken o (müthis) sarsinti onlari yakalayiverdi, yurtlarinda diz üstü çöke kaldilar. suayb`i yalanlayanlar, sanki yurtlarinda hiç oturmamis gibi oldular. suayb`i yalanlayanlar… iste ziyana ugrayanlar, onlar oldular` (el-A`raf, 7/91-92).

Medyen halki, kfirlerin kaçinilmaz sonu olan azaba maruz kaldiktan sonra Suayb (a.s) onlara acimisti. Bu durum, Ku`an`da söyle bildirilir:

(Suayb), onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: Ey kavmim, ben size Rabbimin gönderdigi gerçekleri duyurdum ve size ögüt verdim. Artik kâfir bir kavme nasil acirim!..` (el-A`raf, 7/93)

Buna göre, Allah`in emirlerini dinlememede israr eden ve bunun neticesinde Allah`in azabi ile cezalandirilanlara acimamak gerekir. Çünkü bu cezayi hak etmis oluyorlar.

Suayb (a.s) Medyenlilerle beraber, Eyke halkina da peygamber olarak gönderilmisti. Onlarla da önemli mücadelelerde bulundu. Onlarla olan mücadelesi ve onlarin isyankârligi, Kur`an`da söyle özetlenmektedir.

Gerçekten Eyke halki da zalim kimselerdi` (el-Hasr, 15/78).

Eyke halki da gönderilen elçileri yalanladi. Suayb, onlara demisti ki: (Allah`in azabindan) korunmaz misiniz? Ben size gönderilen güvenilir bir elçiyim. Artik Allah`tan korkun ve bana itaat edin. Ben sizden buna karsi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalniz alemlerin rabbine aittir. Ölçüyü tam yapin, eksiltenlerden olmayin. Dogru terazi ile tartin. insanlarin haklarini kismayin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karisiklik çikarmayin, Sizi ve önceki nesilleri yaratan(Allah)tan korkun` (es-suar, 26/176,177,178,179,180,181,182,183,184).

Eykeliler, Suayb (a.s)`in telkinlerine karsi ters hareket ettiler. Söz dinlemeyip isyanda bulundular. Hatta, Suayb (a.s)`a hakaret ettiler. Onlarin bu isyani, Kur`an`da söyle dile getirilir:

`Dediler: Sen iyice büyülenmislerdensin. Sen de bizim gibi bir insansin, biz seni mutlaka yalancilardan saniyoruz` (es-suarâ, 26/185, 186) .

Eykeliler bununla bile yetinmediler. Azab isteyecek kadar, ileri gittiler: `Eger dogrulardansan, o halde üzerimize gökten parçalar düsür` (es-suarâ, 26/187) diyerek Suayb (a.s)`a meydan okudular. Suayb (a.s) onlara söyle cevap verdi: `Rabbim, yaptiginizi daha iyi bilir` (es-suara, 26/188). Yüce Allah da, onlara verilen azabi, söyle haber veriyor: `O`nu yalanladilar. Nihâyet o gölge gününün azabi, kendilerini yakaladi. Gerçekten o, büyük bir günün azabi idi. Muhakkak ki, bunda bir ibret vardir. Ama yine çoklari inanmazlar` (es-suarâ, 26/189, 190).

Ayette söz konusu olan `gölge gününün azabi` hakkinda, müfessirler söyle bir açiklamada bulunuyorlar: Eykeliler azab isteyince, günes yedi gün müthis bir sicakligi yaydi. O sirada gökyüzünde bir bulut belirdi ve serin bir rüzgar esti. Eyke`liler bulutun gölgesinde toplandilar. Birden o buluttan bir ates indi ve Eyke halki yeryüzünden silindi (el-Beydav, Envaru`t-Tenzl, Misir 1955, II, 84).

Medyen ve Eyke halki Hz. suayb`i dinlemediler ve bunun neticesinde, yukarida sunulan âyetlerde ifâde edildigi gibi helâk oldular. Allah`i dinlememenin, peygambere uymamanin ve yanlis yollara sapmanin cezasini buldular. Suayb (a.s), kendisine uyanlarla birlikte Mekke`ye gidip yerlesti.

Orta boylu, bugday benizli biri olan Suayb (a.s), hayatinin sonuna dogru gözlerini kaybetmisti, amâ olarak yasiyordu. Mekke`de vefât etti. Türbesinin, Kâbe`nin batisinda, Darünnedve ile Benu Semh kapisinin arasinda oldugu rivâyet edilir (et-Taberî, Tarih, Misir 1326, I, 167; Ibn Kuteybe, Kitabü`l-Maârif, Beyrut 1970, s. 19: Ibn Asakir, Tarih, Beyrut, 1979, VI, 322).

Nureddin TURGAY
Kaynak: Sâmil Islam ansiklopedisi

Hz. Suayb (a.s)