Öğretmence

Öğretmen Bloğu

İyi tatiller…

Değerli arkadaşlar
Yorucu bir eğitim öğretim döneminin ardından bir uzun tatil dönemine daha ulaştık. öğretiYORUM Ekibi olarak tüm meslektaşlarımızın iyi bir tatil geçirmelerini diliyoruz. Yeni eğitim öğretim döneminde desteklerinizle hizmetlerimize devam edeceğiz. Destek veren herkese teşekkürler…
öğretiYORUM Ekibi
www.ogretiyorum.net
www.ogretiyorum.com
www.1ogretmen.net

İyi tatiller…

Sevdiklerinizin Yüreğine Dokunun

Hayatınızı nasıl idame ettiriyorsunuz bilmiyorum ama hayat güzel ve yaşanmaya değer.
Âşık olduğunuzda mı hayat güzel geliyor gözünüze yoksa mutsuz, sevgisizken mi?
Ben cevabı biliyorum.
Sevmek, sevilmek, değer vermek ve değerli olduğunu hissetmek.
Kim olursa olsun, konumu ne olursa olsun, şartları ne olursa olsun, herkes önemsenmek ister.

Yaşadığınız hayatı lütfen değerli yaşayın. Siz, kendinizin değerli olduğunuzu hissettirmezseniz, başkaları size hak ettiğiniz değeri nasıl verir?
Bilinmesi gereken şu ki, en değerli olan, önemli olan sizsiniz. Siz kendinizi mutlulukla doyurmazsanız kimseye, hiçbir şey veremezsiniz. Sizin ruhunuz mutluluğa, aşka, sıcaklığa, şefkate açken, buna ihtiyacı olan sevdiklerinize nasıl yol gösterir ve yardımcı olursunuz.
Dikkat edin, bir deneme yapın lütfen. Etrafınızda ki insanlar size hangi ihtiyaçları için geliyor? Ne hakkında fikrinizi alıyor?
Hiç sevgi uğruna, aşk, değer, aile, tutku, idealler uğruna sizinle sohbet etmek isteyen insanlar var mı?
İş hayatınızda ki çalışma arkadaşlarınız sizi bir idol olarak görüyor mu? Yaptığınız işi onlara sevdirebiliyor musunuz?
Çocuklarınıza örnek olabiliyor musunuz? Yoksa gözlerinin içine baka baka hayatlarının en büyük derslerini yaşamalarına mı sebep oluyorsunuz?
Hiçbir şey için geç kalınmış değil inanın.
Her sabah gözünüzü açarken güne şükredin. Yüreğinizin derinliklerine inin. Sevgiyi bulun. Kendinizi sevin. İnanın sizi sevenleri kendinize çekeceksiniz.
Eğer, sizi sizin kadar seven biri yoksa hayatınız da hemen çıkarın onu hayatınızdan. Arkanıza dönüp bakmayın. Fakat bunu yaparken onu kazanmak için her şeyi sunmuş olduğunuza dikkat edin. Hayatta hiçbir şey emek vermeden güzelleşmez. Evinizin size gülmesi, küçücük bir çiçeğin sizi mutlu etmesi, sevdiğiniz insanın size değer vermesi, sizin ona emeklerinizle gerçekleşir. Her şeyi yaptığınıza eminseniz, elinizde ki size özel her şeyi onunla paylaşmış olmanıza rağmen olmuyorsa bırakın olmasın.
Hayata gelmenizin bir amacı var. Amacınızın ne olduğunu bilmek, idealler koyup peşinden koşmak için hala geç kalmış değilsiniz bence.
Ben böyle yapıyorum. Benim hayat amacım kendimi mutlu etmek. Mutlu olabileceğim insanlara emek vermek.
Çocuklarım. Onlar benim hayat bağım. Ama onların sevgi dolu, mutlu, hayata güzel bakan bir anneye ihtiyaçları var. Sadece, para kazanan, almak ile vermek arasına sıkışmış bir anneye değil.
Çalışma arkadaşlarım. Onlar benim servetim. Onlara verdiğim emekler, onların bana verdikleri emekle aynı oranda. Benim büyümeme, insani değerlerimi olgunlaştırmama yardımcı oluyorlar.
Gerçek sevginin getirdiği huzur, yalansız bir hayat, iki yumurta kırılarak bir ekmek bölüşerek mutlu olunan sofralar. O sofralar ki kahkahalar yükselir, o sofralar ki damakta ve gönüllerde ne lezzet bırakır.
Hayatınızda ki her sofra, sizinde damağınızda tarifsiz lezzetler bıraksın.
Elinizi uzatın ve

Sevdiklerinizin yüreğine dokunun.
Sevdiklerinizin Yüreğine Dokunun

Okyanus Yürekli Dostlar

Su, kendine sırdaş arıyordu.

Önce buluta verdi sırrını.
Ağır geldi sır buluta. Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.
Sonra göle gitti su. Ona anlattı derdini.

Bu arada bulut suyun sırrını
yağmur yapıp, dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için, zaman zaman
taşıyordu göl ve çıkıyordu suyun sırrı iyice açığa .
Sonra nehre verdi su sırrını.

Nehir de aldı suyun sırrını çekti gitti. Dereye verdi.

Dere biraz daha yavaş olsa da nehirden, o da götürdü suyun
sırrını bir başka bilinmeze…
Çağlayanlar, şelaleler, akarsular… Hepsi kayboluyordu bir anda.
Sonra bir gün su takip etti dereyi. Dereye okyanusa kavuşunca farketti
su, bütün sırlarının akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla…okyanusa
taşındığını.
Karar verdi su. Sırrını okyanusa verecekti.

Öyle de yaptı zaten. Tüm sırlarını okyanusa verdi.

Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu.

Ne taştı okyanus, ne bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu….
Geçenlerde karşılaştık suyla. Bir bardaktaydı. Suskundu.
Çok uğraştım konuşturamadım.
Ben tam giderken “ Dur !“ dedi su.

Durdum!
“ Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma!
Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü, canını yakarlar,
utandırırlar….“ dedi.

Çevrenizde hep `okyanus yürekli` dostlarınızın olması dileğimle :)

Okyanus Yürekli Dostlar

Üç Hikaye Üç Ders

ÜÇ HİKÂYE- ÜÇ DERS

1.Hikâye

Kavak Ağacı ile Kabak

Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda, demiş kavak.
-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-Doğru, demiş kavak.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun, demiş kavak.
-Niçin?
-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.
1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek şarttır.

2. Hikâye

En iyi Buğday

Her yıl yapılan `en iyi buğday` yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:
-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.
-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,
-Neden olmasın, dedi çiftçi.
-Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır.
Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir.
Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.
2. Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.

3. Hikâye

Geleceğini biliyordum…

Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.
Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,
-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür.
Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.
Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı.
Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;
-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
-Değdi, dedi, gözleri dolarak, -değdi…
-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?
-Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.
Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
-Geleceğini biliyordum… Geleceğini biliyordum…
3. Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.

Üç Hikaye Üç Ders