Öğretmence

Öğretmen Bloğu

Bakan Bey`den Doktorlara `eve dönüş` müjdesi

Özel hastanelere geçen binlerce doktara, kamuya geçiş müjdesiMuayenelerde alınan katılım payı ve fark ücreti özel hastanelerde çalışan doktor maaşlarında büyük düşüşe sebep oldu.

Binlerce doktor `özelin cazibesi kalmadı` diyerek, kamuya tekrar dönmek istiyor. Ancak `Kamudan istifa edip gittik.

Tekrar geri dönersek karşımıza mecburi hizmet çıkabilir mi?` endişesini taşıyor. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, doktorların yüreğine su serpen bir açıklama yaptı. Zaman`a konuşan Akdağ, hekimler için `eve dönüş`le ilgili bir tasarı üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Bakan, `Şu anda bunu tartışıyoruz. Bir kereye mahsus olarak doktorlar, istifa ettiği kamu hastanesinde göreve başlayabilecek.` dedi. Türkiye`de kamudan özele geçişler özellikle 15 Haziran 2007`de SSK ve Bağ-Kur`lulara üniversite ve anlaşmalı özel hastanelerin yolunun açılmasıyla hızlandı. Uygulamadan sonra kamudan özele geçen doktor sayısı 7 bini geçti.

Sağlık Bakanı Akdağ, normal şartlarda özel hastanelerden kamu hastanelerine geçmek isteyen hekimler için dönüş kuralarının bulunduğunu belirterek, `Aslında biz özelden kamuya doktor gelmesinin kaygısı içinde değiliz. Sadece bir kanama başlamıştı. O kanamayı durdurduk.` ifadelerini kullanıyor. Bu hizmeti hem kamunun hem de özel sektörün birlikte vereceğine dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürüyor: `Özel sektörün bu hizmeti vermesine karşı değiliz. Bunun önünün açılmasında en büyük emeği geçenlerden biriyim. Ama belli bir ölçüde kalması gerekiyor. Aksi takdirde sağlık hizmeti paralı hale gelir. Dönmek isteyen hekimler dönebilir. Bunun önü açık.` Akdağ, bir kereye mahsus olmak üzere `eve dönüş` çalışması başlattıklarını aktarıyor.

Doktor dernekleri ise uygulamanın olumlu sonuçlar vereceği görüşünde. Hekim Hakları Derneği Başkanı Prof. Dr. Selami Albayrak, `Bu açılım çok olumlu. Netice alınırsa kamudan özele geçişlerde pozitif artış gerçekleşir.` şeklinde konuşuyor. Tüm Sağlık Kuruluşları Derneği Başkanı Ahmet Karataş da, `Birçok doktor `kamuya geçersem uzak bir yere gönderilir miyim?` sıkıntısı yaşıyor. Eğer bu uygulama gerçekleşirse doktorların kamuya geçişleri hızlanır. Her iki tarafta bir denge sağlanır.` değerlendirmesinde bulunuyor. Ümit Hekimleri Derneği Genel Sekreteri Emrullah Ateş ise uygulamadan birçok hekimin memnuniyet duyacağını şu sözlerle dile getiriyor: `Bazı arkadaşlarımız kamuya geçmek istiyor. Neyle karşılaşacakları konusunda tedirginlik yaşıyorlardı.`

1 Ekim`den itibaren eczaneler aracılığı ile alınmaya başlanan `muayene katılım payı` özel sağlık kuruluşlarına ilgiyi azalttı. Muayene sayıları yüzde elli azalan sağlık kuruluşları doktor maaşlarını yüzde 25`e varan oranlarda indirdi.

www.bugun.com.tr

Bakan Bey`den Doktorlara `eve dönüş` müjdesi

Herkes, Birisi, Herhangi Biri ve Hiçkimse

HERKES ,BIRISI, HERHANGI BIRI ve HICKIMSE adli dort kisi
hakkinda yapilmasi gereken onemli bir isten bahsediliyor
HERKES, BIRISININ bu isi yapacagindan emindi .
gerci isi HERHANGIBIRI de yapabilirdi ama HICKIMSE yapmadi
BIRISI buna cok kizdi, cunku is HERKESIN isiydi.
HERKES,HERHANGIBIRININ bu isi yapabilecegini dusunuyordu
ama HICKIMSE HERKESIN yapmayacaginin farkinda degildi.
sonunda HERHANGIBIRININ yapabilecegi bu isi HICKIMSE yapmadigi icin
HERKES, BIRISINI sucladi…

Herkes, Birisi, Herhangi Biri ve Hiçkimse

İşte insanın biyolojik saati

Biyolojik saat, insan bedeninde olan birçok olayın ritmini belirler. Bu şema, sabah kalkıp öğlen yemek yiyen ve akşam uyuyan bir insanın günlük döngüsünü gösteriyor. 

Günlük beden ritmi, gece ve gündüzle paralellik gösterse de kişisel farklar, ortamın sıcaklığı, egzersiz, stres gibi unsurlar bunu etkileyebilir.

24.00 Gece yarısı. Uykunun ilk evresi başlıyor.

01.00 Beden kendini uykuya programlıyor. Dikkat azaldığından bu saatte çalışanların hata yapma olasılığı, iş ve trafik kazaları artıyor.

02.00 Derin uyku. Melatonin en yüksek düzeyde. Beden soğuğa karşı aşırı duyarlı oluyor. Görme duyusu ve refleksler zayıflıyor. Gece yapılan trafik kazalarının çoğu bu saatte oluyor.

03.00 Melatonin salgılanması azalıyor. Kişide kararsızlık ve melankolik hissetme artıyor. İntihar vakaları bu saatte çok görülüyor.

04.30 Beden sıcaklığının en düşük olduğu saat.

05.00 Erkeklik hormonu çok salgılanıyor. Stres hormonları artmaya başlıyor ve kaybolan enerji geri geliyor.

06.00 Kortizon salgılanması artıyor, beden uyanmaya başlıyor. Metabolizma hareketlenerek günün işleri için enerji ve proteinleri hazırlamaya başlıyor.

06.45 Kan basıncında ani yükselme.

07.00 Beden tüm gücünü daha toplayamadığından spor yapmak önerilmiyor. Sabah erken saatlerde yapılan yorucu sporlar kalbe gereksiz yere yüklenilmesine yol açıyor. Sindirim sistemi çalışmaya başlıyor. Güne iyi hazırlanmak için güzel bir kahvaltı şart.

07.45 Melatonin salgılanması duruyor.

08.00 Nikotinin sağlığa en çok zarar verdiği saat. Sabah içilen sigara damarları her zamankinden çok daraltıyor

08.30 Bağırsak hareketleri başlıyor.

09.00 Bedenin kuvveti artmaya başlıyor.

10.00 Yüksek alarm durumu. Enerjimiz yüksek, verimlik üst düzeyde, beyin yaratıcı ve dinamik.

11.00 Beden artık forma girdi. Beynimiz hızlı çalışıyor, özellikle hesap işleri zorlanmadan yapılıyor.

12.00 Öğle zamanı. Artık karnımız acıkıyor, dikkatimiz azalıyor, midedeki asit miktarı artıyor.

13.00 Beden formdan düşmeye başlıyor, verimlilik azalıyor. Sindirim başladığı için dolaşımdaki kanın büyük bölümü bağırsakların çevresinde.

13.30 Kan basıncı düşüyor, kendimizi bitkin hissediyoruz.

14.30 Çevre koşullarına en yüksek uyum.

15.00 Enerjimiz geri geliyor. Belleğimiz tam formunda. Sabahkinden az olmakla birlikte ikinci verimliliğe yaklaşıyoruz.

15.30 En hızlı tepki dönemi, reflekslerimiz hızlı.

16.00 Kalp-damar sisteminin verimliliği çok yüksek, kas gücü dorukta.

17.00 Organların etkinliği üst düzeyde. Kuvvetimiz artıyor. Spor için en iyi saat.

18.30 Kan basıncı en yüksek seviyeye ulaşıyor.

19.00 Beden sıcaklığının en yüksek olduğu saat.

21.00 Melatonin salgılanması başlıyor.

22.30 Bağırsak hareketleri yavaşlıyor.

23.00 Dinlenme saati. Bedende stres hormonu salgılaması duruyor. Sakinleşip gevşiyoruz. Kan basıncı ve beden sıcaklığı düşüyor.

Bilim Teknik Dergisi
 

İşte insanın biyolojik saati

bir miniğin ramazan günlüğü…


Ramazan 1
Bu gün evde bir acaiplik var.
Herkes sessizce işine okuluna gidiyor.
Annem `Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım` dedi.
Kimse yemek yemiyor, su içmiyor.
Ablam bile!

Ramazan 5

Önce diyet yaptıklarını sanmıştım.
İzledim hepsini.
Akşama doğru hepsi sessizleşiyor.
Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar.
Onları böyle seyretmek, öyle hoş ki.
Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni.
Ama gülmeye cesaretim yok.

Ramazan 9
`Niye böyle yapıyorlar?` Ablama sordum, `Büyüyünce anlarsın..` dedi.
Zaten başka ne der kiâ?¦
Anneme sordum, Ramazan dedi.
Babama sordum, Oruç dedi.

Ramazan 11
Bu Ramazan ve Oruç isimli iki kişi, bizimkilere yeme-içme yasağı koymuş demek.
Arkadaşım Fatıma`ya sordum.
Onun ailesine gündüzleri yemek yemiyor su içmiyormuş.

Ramazan 14
Kaşık çatal sesleri, konuşmalar duydum.
Uyandım.
Babama haber vermeye koştum, yatağında yok!
Çaresiz, huysuz ablamın odasına koştum.
O da yok!
Korkmadım, Ben bu hırsızların hakkından gelirim!` dedim.
Aldım elime paspasın sapını, aniden açtım mutfak kapısını.
Sopamı havaya kaldırdım öylece kaldım oracıkta.
Bizimkiler yemek yiyorlar!
Vay uyanıklar.
Gündüz Oruç ile Ramazan`dan korkup gece yiyorlar.
Birde üstüme gülüyorlarâ?¦
Korkaklar.

Ramazan 17
Önceleri, Oruç ile Ramazan`ı bulup şikayet etmeyi düşündüm.
Fakat ablamın yemek yemedikçe pamuk gibi yumuşadığını fark ettim.
Babam ile Annem de artık tartışmıyorlar.
O zaman devam.
Belli ki Oruç ve Ramazan iyi kalpli iki amca.

Ramazan 19
Her gün bize beyaz başörtülü teyzeler geliyor.
Oturup birlikte Kur`an okuyorlar.
Her zaman ki gibi mobilyadan, gelinden, kaynanadan, konuşmuyorlar.
Ellerini açıp herkese dua ediyorlar.
Sevim teyze de başını örtmüş.
Çok da yakışmış

Ramazan 22
Her şey aynen devam ediyor.
Televizyonlar bile uslu uslu konuşuyor.
Hepsi akşam ezan okuyor.
İftar iftar deyip bütün şehir birden yemeğe başlıyor.
Ne hoş.

Ramazan 24
Oruç`u mer ak ediyorum.
Geçen gün Ayşe teyzem Annemle konuşuyorlardı.
Şöyle şöyle yaparsam Oruç bozulur mu?
Yok böyle olursa Oruç kaçar mı?
Demek ki Oruç, çok duygulu birisi.
İnsanlar kötü bir şey yapınca bozuluyor.
Kötülüğü gördüğü yerden kaçıyor.
Oruc`u ve Ramazan`ı artık iyice merak ediyorum.
Onlarla tanışmaya can atıyorum.

Ramazan 25
Bu günlerde herkes Kadir gecesinden bahsediyor.
Şimdiye kadar gecesi olan bir adam göremedim.
Bu Kadir de kim?
Bin aydan hayırlı gecesi varmış.
O gece uyumamak, namaz kılmak, Kur`an okumak önemliymiş.

Ramazan 26

İftarı çok sevdim.
Akşam yemek yemeye İftar diyorlar.
Gece yemek yemenin adı da Sahur.
İftar sonrası eğlenceler oluyor.
Babam camilere götürüyor bizi.
Herkes sokaklarda, camide, neşe içinde.

Ramazan 28

Merak içinde beklerken uyuyakaldım.
Kadir, gecesiyle beraber gelmiş gitmiş.
Ben göremedim.
Anlayamıyorum.
Bu yüzden ağabeyimi çok özlüyorum.
Ablama soru sormaya kalksam, bana doya doya gülüyor.
Sonra da arkadaşlarına anlatıyor, birlikte gülüyorlar.
Sinir oluyorum.
Abim uzak bir şehirde üniversitede okuyor.
`Abim ne zaman geliyor?` diye aneme soruyorum.
`Bayram gelsin, o da gelecek` diyor.
Oruç, Ramazan, gece gelen Kadir`den sonra şimdide Bayram!..
Soramıyorum `Bayram kim?` diye.
Neden o gelmeden abim gelemiyor?
Belki de abimin arkadaşıdır.
Çok özledim abimi.
Bayram`ı da alsın gelsin tanışalım.

Ramazan 29 / Arefe
Sonunda bir hanım ismi duydum.
Arife diyemiyorlar mı ne?
Arefe diyorlar.
Niye Arefe?
`Arife` olması gerekmiyor mu?
Yengemin adı gibi yani…
`Arefe geliyor, daha temizliği bitirmedik.` diyor Annem .
Demek ki Arife teyze çok titiz.
İyice telaşlandılar.
Bir Bayram diyorlar, bir Arefe, harıl harıl çalışıyorlar.
Temizlik yapılıyor.
Yemekler hazırlanıyor.
Anneme `Bayram ne zaman gelecek?` dedim, `Arefe`den sonra` dedi.
Demek ki Bayram ile Arefe evli değil.
Akraba da değil.
Kafam karma karışık.
Salih abim bi gelse de her şeyi bana anlatsa.

Ve Bayram geldi

Sabah kalktığımda, herkesi kahvaltıda yakaladım!.
Oruç öldü heralde diye düşündüm.
Gece Abim gece gelmiş.
Sevinçten haykırdım.
Çok özlemişiz birbirimizi.
Bütün olanı biteni bir güzel anlattım Abime.
Yüzüme bakarken, bana tebessüm ettiğini gördüm.
Ablama sormamakla ne iyi ettiğimi anladım.
Abimin tebessüm ettiği yerde, Ablam kahkaha atar.
Abime küser gibi yaptım, hemen gönlümü aldı.
Bana her şeyi baştan anlattı, bu sefer de ben gülmeye başladım.

***

Abimden söz aldım.
Kimseye anlatmayacak, konuştuklarımızı yazmak için izin istedi.
Ben de verdim..
Ramazan günlüğü işte böyle ortaya çıktı.
Abim buna bir de isim buldu: 5 Yaş Sendromu.
Sendromu anlamadım.
Ama olsun, Abime güveniyorum.
Gerçi Ablam`a göre 4 yaşındayım.
Annem 5 yaşında olduğumu söylüyor.
Babam daha 4 yaşından gün almadı diyor.
Abim bu konu beni aşar diyor.

Bayramı çok sevdim.
Ama Ablam tekrar o sinirli haline dönecek diye, Ramazanın gidişine çok üzüldüm.

Bizim için her gün Ramazan olsa!..
Ne iyi olur…

bir miniğin ramazan günlüğü…