Öğretmence

Öğretmen Bloğu

Lev Nikolayeviç Tolstoy

Lev Nikolayeviç TOLSTOY

9 Eylül 1828 de Rusya Yasnaya Polyana da doğdu. 20 Kasım 1910 da Astopova da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Lev Nikolayeviç Tolstoy. Soylu, tanınmış bir ailenin çocuğuydu. Babası konttu. Kendisinin de kont unvanı vardı. Çocuk yaşta anne-babasını yitirdi. Akrabalarının yanında yetişti. Bir süre Kazan Üniversitesi nde öğrenim gördü. Ama Çarlık yönetimine karşı büyük tiksinti duyuyordu. Okulu bırakıp doğduğu topraklara Yasnaya Polyana ya döndü. Topraklarını yönetti, kendini yetiştirmeye çalıştı. Daha sonra Moskova ve Petersburg un hareketli ortamını tercih etti. 1851 de Kafkaslar da asker olan kardeşi Nikolay ın yanına gitti. Ertesi yıl orduya katıldı. İlk kitabı Detstvo yu (Çocukluk) 1852 de yazdı. Kırım Savaşı ndan sonra ordudan ayrıldı. 1857 de Fransa, İsviçre ve Almanya yı kapsayan bir geziye çıktı. Dönüşte köylülerin eğitimine ağırlık verdi. 1860-1861 arasında bir Avrupa gezisi daha yaptı. Çeşitli ülkelerdeki eğitim sistemlerini inceledi. Ülkesine dönüşte bir eğitim dergisi ve basit, anlaşılır ders kitapları yayımladı. Sonraki 15 yılı mutlu bir aile babası olarak geçirdi. Topraklarını yönetti, tam 13 çocuk babası oldu. Anna Karenina (1875), Savaş ve Barış ı (1865) bu dönemde yazdı. Dünya edebiyatının en büyük romanlarından Savaş ve Barış ın yazımı 7 yıl sürdü. Anna Karenina yı bitirden sonra bunalıma girdi. İntiharın eşiğinden döndü. 1900 lerden sonra zamanının büyük bölümünü dini düşüncelere ayırdı. Bir tür Hıristiyan anarşizmi savunduğu için 1901 de kilise tarafından aforoz edildi. Öyküler, çocuk kitapları, tiyatro oyunları yazdı. Ölümü ıssız bir tren istasyonunda zatürreeden oldu. Bugün dünyanın bütün dillerinde en çok okunan, en çok beğenilen yazarlardan biri.

——————————————————————————–

TÜRKÇE`YE ÇEVRİLEN ESERLERİ:

ROMAN:
Ölümden Sonra Diriliş (1949) – Diriliş (1959)
Kazaklar (1937)
Harp ve Sulh (1938) Savaş ve Barış (1988)
Serge Baba (1942)
Hacı Murat (1943)
Anna Karenina (1949, 1987)

ÖYKÜ:
Nerede Sevgi Orada Allah (1934)
İnsan Ne İle Yaşar (1934)
Samimi Saadet (1934) – Aile Mutluluğu (1977)
İvan İlyiç`in Ölümü (1935)
Efendi ile Uşak (1936)
Katya (1940)
Halk İçin Hikayeler (1946)
Polikuşka (1946)
Budala İvan (1947) – Akılsız Oğlan (1960)
Balodan Sonra (1948)
Kröyçer Sonat (1958)
Sivastopol (1966)
Üç Ölüm (1969) Baskın (1974)

OTOBİYOGRAFİ:
Yaşayan Ölü (1943)
Çocukluk (1945)
İlkgençlik (1946)
Gençlik (1947)
Çocukluk ve Ergenlik Yılları (1970)-Çocukluk Delikanlılık Gençlik (1985)

OYUN:
Karanlığın Kudreti (1945)

Lev Nikolayeviç Tolstoy

Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski

Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski <1821-1881>

11 Kasım 1821`de Moskova da doğdu. Tam ismi Fiodor Mihayloviç Dostoyevski. Babası bir ordu cerrahı, annesi bir tüccarın kızıydı. Annesinin yardımıyla evde başladığı eğitimini özel bir okulda sürdürdü. Babası sert ve acımasızdı. Annesinin koruyucu tavırlarına sığınıyordu. Annesini 15 yaşında kaybetti. 1837`de girdiği Petersburg Askeri Mühendis Okulu nu bitirdi. Öğrencilik yıllarını Rus ve Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarının eserlerini okuyarak geçirdi. Kısa bir süre askerlik yaptıktan sonra ayrılıp edebiyatla uğraşmaya başladı. Topraklarında çalışan köylüler tarafından öldürülen babasından az bir miraz kalmıştı. İlk romanı `İnsancıklar`ı 1846`da yazdı. 1954`te basılan bu roman ilk Rus toplumsal romanı sayılır. Bu eserin basılmasından sonra ünlendi. 1846`da yazdığı ikinci romanı `Öteki` yeterli ilgiyi görmedi. Ünü giderek kayboldu. 1951 tarihli `Ev Sahibesi`, 1848`de yazdığı `Beyaz Geceler` ile `Yufka Yürekli` romanları da ilgi görmedi. 1849`da yazdığı `Netoçka Nezvanova` romanı da beklenen başarıyı getirmedi.

Politikayla ilgililenmeye başladı genç liberallere katıldı. Çar 1. Aleksandr`ın güvenlik güçleri tarafından, `devleti yıkmaya çalıştığı` suçlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. İdama mahkum edildiler. Kendisinin kurşuna dizilmesi hazırlıklarını izlemek onda derin etkiler bıraktı. İdamdan son anda vazgeçildi, Sibirya da 4 yıl ağır hapse ve 4 yıl askerlik yapmaya mahkum edildi. Sibirya`daki cezaevi günlerinde birlikte yaşadığı mahkumları gözlemleyerek Rus halkını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Ancak zor koşullar nedeniyle sara nöbetleri geçirmeye başladı. Bu rahatsızlığın etkileri de birçok eserine yansıdı. 1854`te cezaevinden çıkıp askerliğe başladı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857`de dul bir kadınla evlendi. Bu evlilik maddi sorunlarını artırdı. Tekrar yazmaya karar verdi. Askerlik cezasının da bitmesi üzerine Petesburg`a döndü. Yeni Çar 2. Aleksandr`ı destekledi. Kardeşi Mihail ile birlikte `Vremya` adlı bir dergi çıkardı. Bu dergi ve dergide yayınlanan romanları yeniden tanınmasını ve eski ününü kazanmasını sağladı. 1862`de Fransa, İngiltere ve İtalya`yı kapsayan bir yurtdışı gezisi yaptı. Aynı yıl dergi kapatıldı. Dostoyevski, Almanya`nın Wiesbaden kentine gitti. Burada kumara başladı.

Rusya`ya dönüşünde `Epoha` isminde yeni bir dergi çıkardı. 1864`te eşini ve kardeşi Mihail`i kaybetti. Borca battı. Kurtulmak için Avrupa`ya kaçtı. Wiesbaden`de kumarda bütün parasını kaybetti. Yayıncısından borç alıp 1865`te Rusya`ya döndü. 1867`de steno ile romanlarının yazımında kendisine yardım eden Anna Snitkina ile evlendi. Bir kere daha borca boğulduğu için yeni eşiyle yine yurt dışına çıktı. Yoksulluk ve para peşinde ülke ülke dolaştı. Ama romanlarını yazmayı da sürdürdü. Bir kere daha yayıncısının desteğiyle Petesburga`a döndü. Tutucu bir haftalık dergi olan `Grajdanin`in başına geçti. 1 yıl sonra bıraktı. Bu dönemde eksi itibarını ve ününü tekrar kazandı. En büyük romanı `Karamozof Kardeşleri` yazmaya 1879`da başladı. 1880`de şair Aleksander Puşkin`in ölüm töreninde konuşmayı o yaptı. Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi`nin edebiyat bölümüne seçildi. Yaşamının son döneminde Petersburg yakınlarında küçük bir kasaba olan Staraya Russa`da yaşadı. 9 Şubat 1881`de burada yaşamını yitirdi. Günümüzde de en çok okunan yazarlar arasında yer alır. Eserlerinde iki dünya savaşı arasında yaşayan bir kuşağı rahatsız eden ahlaksal, dinsel, siyasal konuları etkileyi bir dil ve ustalıkla dile getirdi. Gözlemlerinin keskinliği, ayıntılara verdiği önem, karmakarışık yaşamından çıkardığı sağlam karakterleri ve roman kurgulamadaki ustalığıyla Avrupa`da ve ülkesinde kendisinden sonra gelen hemen tüm yazarlar üzerinde etkili oldu. Batılı ülkelerin edebiyat ve düşün yaşamında önemli bir rol oynadı. Varoluşçuluk akımının temel kaynaklarından biri sayılır.

——————————————————————————–

ESERLERİ:

ROMAN:
İnsancıklar (1846)
Öteki (1846, 1978)
Ev Sahibesi (1951, 1970)
Beyaz Geceler (1934, 1983)
Bir Yufka Yürekli (1957, 1985)
Netoçka Neznanova (1937, 1964)
Stepançikovo Köyü (1948, 1973)
Ölü Bir Evden Hatıralar (1946, 1969)
Ezilenler (1957, 1982)
Yeraltından Notlar (1973, 1985)
Suç ve Ceza (1945, 1984)
Kumarbaz (1941, 1986)
Budala (1941, 1985)
Ebedi Koca (1955, 1984)
Ecinniler (1960, 1984)
Delikanlı (1946, 1985)
Karamozof Kardeşler (1940, 1984)

UZUN ÖYKÜ:
Amcamın Rüyası (1868, 1973)

GÜNLÜK:
Bir Yazarın Günlüğü (günük) 1975)

KONUŞMA:
Batı Çıkmazı: Puşkin Üzerine Konuşma (1975)

Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski

Victor Hugo

VİCTOR HUGO

DOĞUM – ÖLÜM: 1802 – 1885

HAYAT: Fransız şair ve yazar Victor Hugo, Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802`de dünyaya geldi. Napolyon ordusunda general olan babası, imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, bir çok dış ülkeye seyahat etti ve Madrid`te valilik yaptı. Hugo, anne ve babası arasındaki geçimsizlikler nedeniyle genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı.

Hugo ilkokula İspanya`da başladı ancak İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk ünvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo`nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir.

Napolyon`un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başladı. Paris Hukuk Fakültesi`nde başladığı yüksek öğrenimine maddi sıkıntılar yüzünden devam edemedi ve ayrıldı. Ayrıldıktan sonra kendini kitaplara veren Hugo, ilk şiirlerini de bu yıllarda yazdı. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen genç yazarı bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan -kraliyet yanlısı- şiirleri oldu; XVIII.Lois tarafından bin frank aylığa bağlandı, Chateaubriand`ın ilgisini çekti ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını araladı.

1827`de ` Cromwellve 1830`da ` Hernanioyunları, -tıpkı Namık Kemal`in ` Vatan Yahut Silistre`sinin Osmanlıda yarattığı- isyana benzer bir heyecan uyandırdı Paris`te. 1830 yılında Victor Hugo`nun Hernani piyesinin oynanmasından sonra romantiklerle klasik edebiyat taraftarları arasında `Hernani Savaşı` denilen tartışma basladı. Bu tartışma romantiklerin ` klasizmkarşısında kesin zaferiyle sonuçlandı.

Hugo`nun ilk romanı ise ` Notre Dame`ın Kamburu`dur(1831). Bugün okunduğunda, yazarın en yüzeysel ürünü olarak değerlendirebileceğimiz bu romanın nispi başarısızlığı, Hugo`nun maddi nedenlerle yayınevinin ısrarına boyun eğerek metnini çok kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalmasındandır. Yine de, Hugo`nun yükselen ünü, Fransa`da bu kitabının da sevilerek okunmasını sağlamıştır.

1831-1941 arasında çok sayıda şiir, piyes ve roman yazan Hugo, 1841`de Fransız Akademisi`ne seçildi. 1848 İhtilali`nden sonra Cumhuriyetçi saflara geçti ve Cumhurbaşkanlığı için aday bile oldu. Kendisi seçilemedi, ama seçilen Louis Napolyon`u destekledi. Ancak Napolyon da imparatorluğunu ilan edince, Hugo 1851`de Fransa topraklarını terk ederek yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgünü geçireceği- Channel Adaları`na yerleşti. Burada yazdığı ` Sefiller`(1861), onun en çok tanınan ve sevilen eseridir. İmparatorluk dönemi sona erip Üçüncü Cumhuriyet kurulunca, Victor Hugo, Paris`e bir kahraman olarak döndü. Millet meclisine seçildi, ama politikadan çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1885`de öldüğünde, büyük bir törenle Pantheon`a gömüldü.

Victor Hugo

|