Öğretmence

Öğretmen Bloğu

Türk Milli Öğretmeni..!

Evet…Türk Milli Öğretmeni…
Nasıl eğitim anlayışımıza milli olma niteliğini kazandırdıysak, aynı şekilde bu milli eğitim işini icra eden öğretmenlerimiz de bu özelliği yani millileşmeyi başardı.!
Milli eğitim nedir?
Bir millete tek bir eğitim şeklini benimsetmek,ortak bir dil ve kültürle beraber tüm milletin aynı eğitim sisteminden geçirilmesi ve eşit şartlarda eğitim alması demektir. Literatürde bu yazıyor. Peki literatüre uygun bir Milli Eğitime sahip miyiz? Daha doğrusu amaçlar, hedefler doğrultusunda yazılmış bir tanım olduğu için amaca uygun bir Milli Eğitimimiz mevcut mu? Tartışılır bir soru olmakla beraber içlerden gelen sesler bunun böyle olmadığını maalesef kanıtlarcasına haykırıyor. HAYIR.
Madem Milli olarak tabir ettiğimiz eğitim sistemimiz yola koyulurken hedeflenen amaçlarına henüz tam manasıyla ulaşamamış, o zaman biz gözlük takarak Milli eğitim`e bir göz atalım. Daha sonra da Milli Öğretmen`e…
Milli Eğitim dünyanın gelmiş geçmiş bütün eğitim sistemlerini sırayla uygulamakla görevlidir. Ancak hiçbirini kendine uygun görmez. Milli Eğitim hangi siyasi düşünce ülkede hakimse onun ideolojisini yansıtmak zorundadır. Yoksa Milli Eğitim Bakanının koltuğu tehlikeye girer. Milli Eğitimin amacı anne babayı çocuklarının şamatasından günün önemli bir süresinde kurtarmakla yükümlüdür. Okuldan arta kalan zamanlarda bu görevi dersaneler üstlenir. Bu kısma siz de bir şeyler ekleyebilirsiniz…
Gelelim Milli Eğitimin Milli Öğretmenine…
Bizim öğretmenlerimizi dünyadaki diğer öğretmenlerden ayıran bazı özellikler bu konuda bize önemli kaynaktır. Milli Öğretmen için ilk amaç yaptıklarını (yapamadıklarını) kağıtlara dökmektir. Milli Öğretmen aslında Çocuk Avutucusu değilse görevini savsaklamakla suçludur. Milli Öğretmen pratik zekaya sahiptir.(eokul sistemindeki yöneltme yönergesinde öğrencilerin tek tek ele alınması gereken durumları için Milli Eğitim tarafından `hepsini seç` butonu konularak bu pratik zeka desteklenmiştir.)…Daha yazacak şey çok. Siz de yazın lütfen…
Bu saçmalıklar ne sayın hocam demeyin. İsterseniz de deyin. Ben de Milli Öğretmenim. Bu yazanları içtenlikle yazdığım bir özeleştiri olarak görün. Eğer siz de katılıyorsanız yazmaktan sakınmayın. Lütfen siz de bişeyler yazın. Belki haksızlık yapıyorumdur. Karşıt olanlar da yazsın. Döksün içini.
Biz dünyanın en kutsal mesleğini yapıyoruz. Önce büyüklerimiz sonra biz çocuklarımızın çocuklarımızın üzerimizdeki haklarının altında ezilmeyelim. Vicdanlarımızı yoklayalım ve Milli Eğitim olalım…Milli Öğretmen olalım.
Selametle…

Türk Milli Öğretmeni..!

Berat Kandilinde nasıl dua etmeli..?

Cenab-ı Hak buyuruyor:

`Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur`an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir…`(Duhan, 44/1-4)

Ayette geçen, `mübarek gece`den maksat; Berat gecesidir. Kur`ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.
Bu gecenin, dört adı vardır. `Mübarek gece`, `Berae gecesi` `Sakk gecesi`, `Rahmet gecesi`. Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sened yazıldığı gibi, ALLAH (c.c.) Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:

Bu gecenin beş özelliği vardır:

1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla ALLAH (c.c.) tarafından melekler gönderilir.
3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban`ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban`ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban`ın onbeşinci günü verilmiştir.

Hazreti Âişe (ranha) bu gecenin fazileti hakkında şunları anlatıyor:
Günün birinde Hazreti Peygamber yanıma girdi. Elbisesini çıkardı. Aradan zaman geçmeden tekrar giyindi. Bunun üzerine beni şüphe, kıskançlık sardı. Ortaklarımdan birinin yanına gidecek sandım ve peşini takip ettim. Medine nin kabristanı olan Bakîu l-Garkad da kendisine eriştim. Mü minlere ve şehidlere istiğfar ve dua ediyordu. Kendi kendime: Anam babam sana feda olsun! Sen Rabb ının rızası uğrunda, ben ise dünya peşindeyim! diyerek döndüm. Soluk soluğa eve girdim. Arkamdan da Resülüllah (sav) girdi.
-Neden böyle hızlı nefes alıyorsun? dedi.
Ben,
-Anam babam uğruna feda olsun. Yanıma gelip elbisenizi çıkardıktan sonra tekrar giyindiniz, beni kıskançlık tuttu. Ortaklarımdan birinin yanına gideceğinizi zannettim. Nihayet sizi kabristana giderken gördüm,dedim.
Resul ü Ekrem,
-Resülüllah sana haksızlık edecek diye mi korkuyorsun? dedi.
Ardından Cibril geldi ve şöyle dedi:
-Bu gece Şa bân ın on beşinci gecesidir. Cenabı Hak bu gecede Benî Kelb kabilesi koyunlarının sayısı kadar kimseyi cehennemden âzâd eder. Fakat bu gece ALLAH (c.c.); müşriklerin, kincilerin, akrabalarıyla münasebeti kesenlerin, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanların, ana ve babalarına isyan edenlerin, içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz.
Resul ü Ekrem, elbisesini çıkardı.
-Bu gece ibadet etmeme müsaade eder misiniz?buyurdu.
-Evet, sana anam babam feda olsun, dedim.
Peygamber namaza kalktı. Secdeye kapanıp uzun müddet kaldı. Endişelendim, elimle yokladım. Elim, ayağının altına dokununca kımıldadı. Ben de sevindim. Secdede şöyle niyaz ettiğini işittim:
ALLAH (c.c.) ım! azabından afvına, gazabından rızana sığınıyorum. Sen den yine Sana iltica ediyorum. Şânın yücedir. Sana yaptığım senayı Senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana lâyık bir surette hamd etmekten âcizim.

Sabah olunca bunları Resul ü Ekrem e söyledim. O da,
- Yâ Âişe, bunları öğrendin mi? dedi.
-Evet yâ Resülüllah, dedim.
Resuli Ekrem;
-Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Zira bunları bana Cibril öğretti ve secdede bunları okumamı ta lîm buyurdu. dedi.

Sabah olunca bunları Resul ü Ekrem e söyledim. O da,
- Yâ Âişe, bunları öğrendin mi? dedi.
-Evet yâ Resülüllah, dedim.
Resuli Ekrem;
-Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Zira bunları bana Cibril öğretti ve secdede bunları okumamı ta lîm buyurdu. dedi.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:

`Her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce ALLAH (c.c.) ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, O`nu da ondan şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar.`

`Yüce ALLAH (c.c.) bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca.`

`Yüce ALLAH (c.c.) bu gece bütün müslümanlara mağfiret buyurur ancak kâhin, sihirbaz, yahut çok kin güden veya içkiye düşkün olan, yahut ana-babasını inciten, veya zinaya ısrarla devam eden müstesna.`

`Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü yüce ALLAH (c.c.), bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve; `tevbe eden yok mu! Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim, hastalığından şifa isteyen yok mu ona şifa vereyim. Yok mu şunu isteyen yok mu bunu isteyen` der. Bu durum, sabaha kadar devam eder`

`Ameller, bu ayda âlemlerin Rabb`ı yüce ALLAH (c.c.)`a arz edilir. Ben de amellerimin oruçlu iken ALLAH (c.c.)`a arzedilmesini isterim`
Rahmeti gazabını geçen Yüce Rabb`imizin hayır ve bereketini, af ve mağfiretini yağmur gibi üzerimize yağdırdığı bu mübarek geceyi fırsat bilip tevbe, dua ve niyaz ile geçirmeli; bu ilâhî ziyafetten faydalanmak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.

İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve dua etmiştir:

Geçtiğimiz yıl, Berat gecesine erişip de ölümü akıllarından bile geçirmeyen birçok insan, dünyadan göçüp gitmiştir. Ölüm, herkes için mukadderdir. Hiçbirimizin, bir sene daha yaşayacağına garantisi yoktur. O halde, yüce ALLAH (c.c.)`ın bizlere bahşettiği Berat gecesi gibi mübarek vakitleri güzelce değerlendirelim. Bu vakitlerin, bir ganimet olduğunu bilelim. Yüce Rabbimizin, her zaman açık olan tevbe kapısına yönelelim. Bu geceyi, gafletle geçirmeyelim. Yakınlarımızı, komşularımızı, yoksulları görüp gözetmeyi unutmayalım. Birbirimize, sevgi ve saygı gösterelim. Hep iyiliğe yönelelim.

Berat Gecesini Nasıl İhya Edebiliriz?

1-Yatsı ve Sabah namazlarını mutlak surette cemaatle kılmalıyız ki, geceyi sabaha kadar ibadet etmiş olalım.

2- Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de oruç tutalım.

3- Bir günlük kaza namazı kılalım

4- Berâat Gecesi, bu gecede hiç olmazsa bir Tesbih Namazı kılınır.

5- Berâat gecesinde 100 rek`atlı Hayır Namazı vardır ki, kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nâil olur.

Beraat Gecesi Duası
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
`ALLAH (c.c.)ım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin. (et-Tergib ve`t-Terhîb, 2:.119, 120.)

Beraat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
`ALLAH (c.c.)ım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, `ALLAH (c.c.) dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır. `
( 12 Ra d Suresi, 39; Mecmuatü l-Ahzab, 1:597)

Berat Kandilinde nasıl dua etmeli..?

Berat Kandili Tebrik

Aziz milletimizin ve bütün İslâm aleminin Berat Kandilini tebrik ediyor, bu gecede yapılan duaların birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine, insanlık aleminin barış ve huzuruna vesile olmasını Cenâb-ı Allah`tan niyaz ediyorum.

Berat Kandili Tebrik

Üç Aylara Ulaştıran Rabb`imize Şükürler Olsun!.

Yeryüzünün her mekânı, hayatın her zamanı fazilet ve kutsiyette eşittirler. Çünkü her mekânı ve zamanı yaratan Rabb`imizdir. Ancak üç mekân ve üç zaman vardır ki onlar müstesna.

-Mekke`deki Mescid-i Haram, Medine`deki Mescid-i Nebi ve Kudüs`teki Mescid-i Aksa mekânları..

Buraların yeryüzünün en kutsal mekânları oldukları, buralarda yaşanan olaylarla ve Efendimiz (sas) Hazretleri`nin de hadisleriyle sabittir.

Bu sebeple yeryüzünün herhangi bir yerinden bir başka mescide ibadet etmek niyetiyle yola çıkılmaya gerek duyulmazken, bu üç mescitte ibadet için en uzak diyarlardan bile aylarca yol alınabilir.. Çünkü bu üç mekânın yeryüzü coğrafyasının en üstün mekânları olduklarından en küçük bir tereddüt bile yoktur.

Bazı mekânların bazılarından üstünlüğü sabit olduğu gibi, zaman dilimlerinin bazıları da bazılarından aynı şekilde üstündürler. Nitekim üç aylar, içindeki kandil geceleri ve Kadir Gecesi gibi kutsal zaman parçaları da böyle öteki devrelerden üstündürler.

İşte bu üstün zaman parçaları olan üç aylar, geçtiğimiz cuma gününden itibaren bizi bir daha şefkat ve sevgi ile kucaklamış bulunmaktadır. Böyle eşsiz bir zamana bir daha eriştirdiği için Rabb`imize ne kadar şükretsek azdır..

Çünkü girdiğimiz Recep ayı ile başlayıp Şaban ayı ile devam edecek olan ruhani yükselmeler, Ramazan ayında en üst dereceye ulaşır, Kadir Gecesi`nde ise, üç aylar boyunca kendini manen hazırlamış olan mümin artık İlahi affa tam nail olacak bir kâmil mümin haline yücelmiş olabilir. Hatta bayramda da yeniden bir beyaz sayfa açarak yepyeni taptaze bir başlangıç yapma bahtiyarlığına bile ulaşabilir..

Bu mümkün mü? Hiç şüpheniz olmasın.

Kendinizi üç aylar boyunca özel bir korumaya alırsanız Rabb`imiz sizi bağışladıkları arasına alabilir.. Çünkü Rabb`imiz kulunun cehennemde azap görmesinden değil cennette mutlu olmasından memnun oluyor.. Bunun için de sebepler hazırlıyor, bazı mekânları, bazı zamanları diğerlerinden üstün kılıyor ki, kulları bu devrelerden istifade ile kendilerine çekidüzen versinler, yeni bir hamle ve teşebbüsle dinî hayatlarında ilerleyip kâmil bir mümin haline gelerek cennete layık duruma yükselsinler.

Bundan dolayıdır ki Efendimiz (sas) Hazretleri, Recep ayında ibadetlerini daha da artırmış, Şaban ayında ise bir kat daha ileriye götürmüş, Ramazan`daki umumi affa layık olma örneğini artırdığı ibadetleriyle vermiştir..

Bu sebeple bu ayda tövbe istiğfarlarla daha fazla ibadet edilir, oruç tutulur, hayır hasenatta ilerlemeler kaydedilir. Hatta kaza namazları varsa kılarak tümüyle bitirmeye niyet edilir. Ta ki Ramazan`daki umumi affa girerek yeniden bir beyaz sayfa açma bahtiyarlığına erişme mutluluğu yaşasın.. Ayı tümüyle oruçlu geçirme şeklinde bir emir yoktur. Ancak Efendimiz (sas)Hazretleri`nin ayın ortalarında üç gün, bir de pazartesi perşembe günleri tutmayı adet edindikleri oruçları söz konusudur. Onlara uymaya çalışmak sünnet sevabı kazanmaktır.

İşte henüz başında bulunduğumuz bu mübarek aylar, önümüzdeki kandil geceleri hayatımıza yeniden bir çekidüzen verme fırsatı veriyor, dinî hayatımızı daha ileriye götürme azmi kazanmamıza zemin hazırlamış oluyor..

Biz de Efendimiz (sas ) Hazretleri`nin duasını tekrarlayarak girmiş bulunuyoruz böyle bereketli üç aylarımıza:

-Allah`ım mübarek kıl bize Recep ve Şaban`ı; affımıza vesile eyle ulaştıracağın Şehr-i Ramazan`ı!

Dinî hayatımızda tekamüle sebep olacak üç aylar dileğimizle ..

Üç Aylara Ulaştıran Rabb`imize Şükürler Olsun!.

|