Öğretmence

Öğretmen Bloğu

ÖĞRETMENLER

Öğretmenler!Kusur yoktur aramayın.Bu çocuklar,esmeri,sarışını,çekik gözlüsü hepsi birbirinden güzel.Ellerinizden öperler.
  Öğretmenler!Kişilikleriyle sabrı terbiye edenler,bu çocuklar da olmasa söylesenize, dünyayı sizlere nasıl sevdirecekler?
  Öğretmenler!Sevdasını bin parçaya bölüp ışığa ve aydınlığa gönül verenler.
  Bilirmisiniz bu çocukların hiçbiri yeterlilik yarışında ikincilik beklemezler,birincilik onlara mahsus.
  Öğretmenler!Sorunlarla boğuşa boğuşa her yanını heder edenler!Dinleyin bizden başka kimseleri yoktur yaşlı dünyamızın.Sahip çıkalım.Zorluklarına direnelim.
  Öğretmenler!Çile çektikçe büyüyenler!
  öĞRETMENLER!kENDİ SEVİNÇLERİNİ BAŞKALARINA EVLAT VERENLER!
  İşte…işte `eti senin,kemiği bizim`diye önümüze sürülenler.İşte çocuklarımız herbiri bir ayrı değer.Ellerinizden öperler saygıdeğer arkadaşlar.Ellerinizden öperler.

ÖĞRETMENLER

BANA HELVA DA ALIRSIN DE Mİ?

   Bir öğrencim vardı hergün erkenden okula gelen.İlgilenirdim,yanımdan ayrılmazdı.Mutlu olurdu.Havanın soğuk olması bile herhangi bir tutum değişikliği yaratmıyordu bu öğrencimin okula geliş gidişlerinde.Üzülüyordum.Hep`hiç değilse bir kabanı olsaydı`diye düşünüyordum.
   Nihayetinde ayaza kesen bir günün öğlen sonrası saatlerinde dayanamamış ve`kızım babana söyle de sana bir kaban alsın`demiştim kendisine.Duraksamıştı.Çekincesiz konuşmaya başlamıştı sonra.`öretmenim,ben istiyimki heç iş olmaya.Benim babam eve gelmiyi ki.`
   Şaşırmış,üzülmüş,etkilenmiştim.Tutamamıştım kendimi`gel seni kendi kızım yapayım`gibisinden bir cümle sarfetmiştim.Bakışları yapışmıştı bakışlarıma.Heyecanı bir toz pembesine boğmuştu yanaklarını.`Öretmenim,ben senin kızın olursam bana helva da alırsın de mi?`demişti ellerime sarılarak.
   Yıkılırsa böyle yıkılırmış insan.Yüreğimden uzaklara göç yolları açılmıştı sevincime.Bütün sözcükler anlam uğurluyordu ellerinin soğukluğunda bu öğrencinin.
   Zaman güçbirliği yapmıştı suskunluğumla.
   Senin neyine eeey yazar senin neyine?Sana mı kalmış bir çocuğun yanaklarına bir tebessüm iliştirmek?

BANA HELVA DA ALIRSIN DE Mİ?

En Zayıf Halka

EN ZAYIF HALKA

Sana sevgimi anlattıkça uzak durdun benden. Ben Aşk dedikçe, sen Dur dedin. Oysa ben gerçekten seviyordum seni. Bu yüzden içimdeki aşk fırtınasını durdurmam mümkün değildi. Söylemeden duramazdım ki sevgi sözcükleriniâ?¦.ANLAMADINâ?¦

Hayata dair ne varsa paylaşmak istedim seninle. Güleceksek birlikte, ağlayacaksak birlikte olmalıydı. Önümüze aşkımızın ışığını alıp bizim için aydınlattığı yolda hiçbir engele takılmadan inatla, cesurca, kokusuzca yürümeliydik. Ancak böyle yaşanırdı bir aşk çünkü. YAŞAMADINâ?¦

Herkesin ayrı bir dünyası vardı biliyordum. Ama aşk ayrı dünyaları bir potada toplayıp yeni bir dünya yaratmak değil miydi? Yaratılan o dünyada kimsenin benliğini kaybetmeden ortak tutkuları, duyguları yaşamak değil miydi aşk? Her türlü çatışmaya rağmen, bir küçücük gülümseyiş, bir sıcacık bakışla unutmak değil miydi bütün kızgınlıkları? UNUTMADINâ?¦

Ben seni kaybetme duygusunu taşırdım içimde. İncineceksin diye dokunmaya korkardım. Yokluğunu düşünmenin verdiği iç huzursuzluğuyla uykusuz geceler geçirirdim.sabaha kadar kırpmazdım gözlerimi de, sabah seni gördüğümde sanki saatlerdir uyuyormuşum gibi enerjiyle dolardım. Kıpır kıpır olurdu içim. Tarifi imkansız bir heyecan, bir yürek çarpıntısıyla sarılırdım sana. SARILMADINâ?¦

Bir tohumdun sen yüreğime ektiğim. Kanımın deli akışıyla sulardım seni. Sevdamın ateşiyle ısıtırdım ayazda. Büyüyecek, bir filiz olacak, rengarenk çiçekler açacaktın. AÇMADINâ?¦

Tenlerimizin buluşması bir ayine benzerdi benim için. Sonsuzlukta kayboluştu. Bedenlerimizin aşkın içinde erimesiydi. Yaşadığıma, hele seninle yaşadığıma şükredişti. Her seferinde yeniden doğuştu. DOĞMADINâ?¦

Şimdi yorgun yüreğimâ?¦Bunca çabaya rağmen o mutluluk gülüşünü yüzünde göremediğim için yorgun. Cesaretsizliğinle, umursamazlığınla, aşka burun kıvırmanla yorgun. Bu yüzden daha fazla kaldıramayacak seni. Daha fazla yaşayamayacak bu umutsuz aşkı. Yüreğim seni bu aşkın en zayıf halkası seçtiâ?¦Güle güleâ?¦

MEHMET COŞKUNDENİZ

En Zayıf Halka

Çocuğunuzla iletişim kurmak

İletişim, insanlar arası ilişkilerin kurulmasında olduğu kadar, anne-baba ve çocuk ilişkisinin kurulup, geliştirilmesinde de çok önemli bir olgudur. Ebeveynlerin çocuğu tanıması ve anlaması, çocuğu ile arasındaki iletişime bağlıdır. İyi bir iletişim kurmak isteyen ebeveyn, çocuğu ile nasıl konuşması ve onu nasıl dinlemesi gerektiğini bilmelidir. Konuşma nasıl bir sanat ise dinleme de bir sanattır.
Çocuğunuzun sizinle daha rahat iletişim kurabilmesi için sizin onu iyi dinlediğinize inanması gerekir. İletişim açısından en önemli dinleme şekli aktif dinlemedir, dinleyen kişi konuşanın söylediklerini açarak ona geri verir; böylece dinleyenle konuşan arasında bir dialog kurulur. Bu nedenle çocuklarınızın sizlerle konuşması sırasında aktif dinlemeyi tercih edin. Aktif dinlemeyi seçen ebeveyn, çocuğa daha büyük bir dikkat yönelteceğinden bu tavrıyla ona huzur ve güven aşılar. Böyle bir ortamda çocuk kendisini rahatsız eden her şeyi kolaylıkla ortaya koyabilir, sorununu çekinmeden dile getirebilir. Çocuk kendisini içtenlikle ifade edince ailede sorununu keşfederek onu daha iyi tanıyıp anlayabilir. Çocuklarımızla dialogumuzda onu olduğu gibi kabul etmeli ve bunu da ona hissettirmeliyiz. Çocuk ailesinde gördüğü kabul ile kendine güvenir.
Ebeveyn-çocuk ilişkisinde görülen sözlü tepkileri, şöyle sıralayabiliriz:
1. Emir vermek, yöneltmek : Çocuğa bir şeyi yapmasını söylemek veya emretmek. Arkadaşlarının yanına dön, onlarla oyna. Korku ya da aktif direnç yaratabilir. Söylenenin tersini denemeye davet edebilir. İsyankar davranışa ya da misillemeye yol açabilir. Çocuğa kendini önemsiz hissettirir.
2. Uyarmak, tehdit etmek : Bu şekilde konuşmaya devam ederse pişman olacağını söylemek. Böyle konuşma, pişman olursun! Korku, boyun eğme yaratabilir. Söz konusu sonuçların gerçekten meydana gelip gelmeyeceğini denemeye yol açar. Gücenme, kızgınlık, isyankarlığa neden olabilir. Kendisine saygı duyulmadığını düşündürür.
3. Nutuk çekmek, ders vermek : Çocuğa ne yapması gerektiğini söylemek. Bu şekilde davranmamalısın. Savunucu tutumları ve karşı koymayı kışkırtır. Çoğunlukla çocuğun iletişimi kesmesine ve artık dinlememesine yol açar. Çocuğun kendini beceriksiz ve yetersiz hissetmesine neden olabilir. Bıkkınlık, nefret uyandırır.
4. Öğüt vermek, çözüm getirmek : Çocuğa problemin çözümünde yol göstermek. Niye arkadaşlarına buraya gelmelerini söylemiyorsun? Çocuğun kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu düşündüğümüzü gösterir. Çocuğun sorunu bütünüyle düşünüp, değişik çözümler getirip seçenekleri denemesine engel olur. Bağımlılık ya da direnme yaratabilir.
5. Açıklamak, ikna etmek : Kendi görüşünü çocuğa açıklayarak onu iknaya çalışmak. Çocuklar aralarında anlaşabilmeli. Kendi fikrimizi kabul ettirmek çalışmak, çocukların kendi fikirlerini üretmelerine engel olur.
6. Yargılamak, eleştirmek, aynı fikirde olmamak : Olumsuz bir yargıya varmak veya çocuğu olumsuz bir şekilde değerlendirmek. Bu konuda tamamen haksızsın. Genellikle çocuk yargı ve eleştirileri gerçek olarak algılar ( ben kötüyüm ) ya da karşılık verir ( Sen de daha mükemmel değilsin .) Benlik saygısını aşındırır.
7. Alay etmek, utandırmak : Çocukta utanç duygusunu uyandırmak, ona bir sıfat yakıştırmak. Bir vahşi gibi davranıyorsun. Çocuğun kendini değersiz hissetmesine, sevilmediği kanısına varmasına yol açabilir. Çocuğun öz-imgesi üzerinde çok olumsuz etkileri olabilir. Genellikle karşılık vermeye yöneltir.
8. Aynı fikirde olmak, onaylamak, olumlu değerlendirmek : Olumlu bir yargı ifade etmek. Haklısın. Olaylar karşısında objektif değerlendirme yapmasını engeller.
9. Yorumlamak, teşhis koymak : Çocuğa davranışının nedenini açıklamak. Sen a yı kıskanıyorsun. Tehdit edici, tedirgin edici olabilir ve başarısızlık duygusu uyandırabilir. Çocuk kendini korumasız, kıstırılmış hisseder, kendisine inanılmadığı kanısına varabilir. Çocuk, yanlış anlaşılma endişesi ile iletişimi keser. Eğer bu yorum doğruysa, çocuk kendini çıplak hisseder, bu kadar ortaya çıkarıldığı için utanabilir.
10. Teselli etmek, desteklemek: Çocuğu rahatlatmak için konuşmak, bu düşüncesini silmeye çalışmak. Bütün çocukların başından bu tür olaylar geçer. Çocuğun kendini anlaşılmamış hissetmesine neden olur. Kızgınlık duyguları uyandırır ( Size göre kolay tabii ) Çocuk genellikle mesajı kendini kötü hissetmen doğru değil biçiminde algılar.
11. Soru sormak, soruşturma yapmak : Probleme çözüm getirmek için neden aramak. Çocuklar niçin seninle oynamak istemediklerini söylediler mi? Yarı doğru cevaplamaya, kaçamak yapmaya, yalana yol açar. Korku ya da kaygı yaratabilir. Konuşma özgürlüğünü sınırlar. Ailenin endişelerinden doğan sorulara cevap vermeye çalışan çocuk kendi sorununu gözden kaçırabilir.
12. Konuyu dağıtmak, şaka yapmak : Bir şaka ile ona sorununu unutturmaya çalışmak. Boş ver, unut gitsin. Çocuğa, sorunlarının önemsiz, saçma sapan ve geçersiz olduğu anlamını verebilir. Kendisi ile ilgilenilmediğini, kendisine saygı gösterilmediğini düşündürür.
Araştırmalara göre ebeveynin sözlü tepkilerinin %90 ı bu on iki gruptan birine girer. Ebeveynlerin sadece %10 luk bir kısmı çocuğa hikayesini ayrıntılı bir şekilde anlattırarak daha derine inmeyi dener. %90 ının başvurduğu sözlü tepkiler, dialog kurulmasını mümkün kılmadığından, ebeveyn daha olumlu bir yaklaşım sağlamanın yolunu aramalıdır. Öncelikle duygu ve düşüncelerinin kabul edildiği hissettirilmeli, sonra çocuğun konu üzerinde daha uzun süreli konuşmasına fırsat verilmelidir. 

Çocuğunuzla iletişim kurmak