Öğretmence

Öğretmen Bloğu

lise2 tarih dersimiz..


OLUMSUZ DAVRANIŞ

Anlatacağım olay lise2. Sınıfta başımdan geçti. Biz lise2 de seçmeli olarak tarih dersi alıyorduk. Sayısal öğrencileriydik. Dersler geçiyor bir yandan fakat hoca bizimle pek fazla ilgilenmiyordu sadece dersini anlatıp gidiyordu. Öğrenip öğrenmemiz onu pek fazla ilgilendirmiyor gibiydi. Dersini anlatıp çıkar giderdi. Bizi hiç derse katmaz kitaptan okur geçerdi. Öğretmenimiz böyle davrandığı için ve zaten sayısal öğrencisi olduğumuz için bizde tarih dersiyle ilgilenmemeye başladık. Nasıl olsa bir şekilde geçeriz diyorduk. Aradan günler geçti ve bizim 1. sınav vaktimiz geldi. Herkes boş verelim, çalışmayalım, nasıl olsa kopya çeker geçeriz düşüncesinde ama yinede hocanın bu konuda ne yapacağını bilmediğimizden birazda korkuyorduk. Neyse sınav günü geldi. Herkes kopyasını hazırlamış, çalışan çalışmış, onlar çalışmayanların ortalarına yerleştirilmiş vaziyette sınıfa yerleştik. Hoca kâğıtlarımız dağıttı ve sınav başladı. Biz başladık sınava. Baktık hoca kopya çekmeye bir şey demiyor. Sadece kitap açan arkadaşların kitabını alıyor ve masasına koyuyor. Sınav bitti aradan zaman geçti sınavlar açıklanacak. Tabi bizde bir heyecan var. Sonuçta hocanın kopya muamelesi yapıp yapmadığını bilmiyoruz ve merakla notlarımızın açıklanmasını bekliyoruz. Notlarımız açılandı ve hepimiz çok yüksek puanlar almıştık. Sonra biz sınıfça olayı abartıp son sınavımızda yan sınıftan onların kitaplarını alıp sıranın altına dizdik. Hoca birini aldığında biz diğerini çıkartıp ondan devam ediyorduk kopya çekmeye. Yani biz lise 2 deki tarih dersini bu şekilde geçmiş olduk.

OLUMSUZ ÖĞRETMEN DAVRANIŞI:

Öğretmenin öğrencileri derse motive etmesi gerekirdi. Öğrencilerle hiç ilgilenmemesi onların sayısal oldukları için derse karşı zaten olmayan ilgileri azalttı ve öğrenciler dersi öğrenilmesi gereken bir ders olarak değil sadece geçilmesi ve kurtulunması gereken bir ders olarak bakmaya başladılar.
Öğrencilerin kopya çekmesine tolerans tanınması onları dersi çalışmaya itmek yerine yeni yöntemler geliştirmeye yöneltti. Ve hiçbir öğrenci dersi çalışmadan dersle ilgilenmeden o dersi geçti.

OLUMSUZ ÖĞRENCİ DAVRANIŞI:

Öğrencilerin kopya çekmesi olumsuz bir davranış.

BEN OLSAYDIM:

Her şeyden önce bir öğretmen dersine ve mesleğine saygı duymalı. Ve bir öğretmen amacı öğrencileri olmalı, onları sevmek ve onları en iyi şekilde eğitmek olmalı. Buradaki öğretmen profilinde ise eğitim değil diğer amaç olan öğretim bile yapılmaya çalışılmıyor. Ben olsam öğrencilerin sayısal olmalarına bakmaksızın onlara tarihi sevdirmek için elimden geleni yapardım. Çünkü eğitim de öğretimde sevgi temellerine dayanır, öğrencilere sevmedikleri bir şeyi öğretmek imkânsızdır. Başta bunlara dikkat edersem zaten öğrencilerin kopya çekmeye çalışacaklarını da sanmıyorum. Çünkü hiç kimse sevdiği bir öğretmene bunu yapmak istemez.

lise2 tarih dersimiz..

Polis Sınavlarını başvurular

  Polis sınavlarına başvurular 21 temmuz 01  ağustos 2008 tarihinde internet üzerinden yapılacaktır.
Başvuru şartları:
www.pa.edu.tr adresinde mevcuttur.
Başvurular www.egm.gov.tr adresinden yapılacaktır.

Polis Sınavlarını başvurular

Öğretmenlerin msn adresleri!! ::))


Tarih ögretmeni
Taaruzdayız @meb.com

İngilizce Öğretmeni
alwayStrYharD @meb.com

Almanca Öğretmeni
HalloMaMa @meb.com

Matematik Öğretmeni
Kosinüs_Kotanjant @meb.com

Geometri Öğretmeni
komsuKenar_Bolu_hipotenUs @meb.com

Din Kül. ve Ahl.Bil. Öğretmeni
walla_hülazim @meb.com

Beden Öğretmeni
kOs_kizim_kOs_oglum_kOs @meb.com

Cografya Öğretmeni
Engebeli_Ovada_Capkinlik @meb.com

Kimya Öğretmeni
atomların_efendisi @meb.com

Fizik Öğretmeni
Mc_Delta_T @meb.com

Biyoloji Öğretmeni
KoNtraktil_hoca @meb.com

Edebiyat Öğretmeni
esdi_nesim-i_nev-bahar_acildi_guller_subhdem @meb.com

Resim Öğretmeni
naturmortun_buyusu @meb.com

Müzik Öğretmeni
biz_heybelide_her_gece_mehtaba_cikardik @meb.com

Öğretmenlerin msn adresleri!! ::))

Hayatı Tersten Yaşamak

HAYATI TERSTEN YAŞAMAK

Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir… Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu. Nasıl mı? Cami`de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun, ve ağırbaşlı olarak. Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatl ar, çocuklar torunlar hepsi hazır. Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev… Altmışlı yaslara kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. ve genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübelibir insan olarak ise başlıyorsunuz. Herkes karsınızda el pençe diva n… Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor. Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz. Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade…..aman ne güzel günler başlıyor… derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iy i olur diyor. Bu arada babanız ortaya çıkmış, `fazla çalıştın` diyor `artık eve dön, işi bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun…` Keyfe bakar mısınız? Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor. Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlı yor, araba kullanma derdi de yok artık…. Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, `evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna` diyorlar. Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvaletkullanmamaya başlıyorsunuz. Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor. Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır. Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz. Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz. Veeeeee…. En güzeli deeee…… Günün birinde müthiş keyifli b ir geceyle hayatiniz bitiyor… — Can YÜCEL

Hayatı Tersten Yaşamak