Öğretmence

Öğretmen Bloğu

Çocuğunuz özel öğrenme güçlüğü yaşıyor olabilir mi?

Çocuğunuz özel öğrenme güçlüğü yaşıyor olabilir mi?
Yasemin Yalçın Aktosun
İsterseniz öncelikle `Özel öğrenme güçlüğü nedir?` sorusunun cevabını bulmaya çalışalım. Özel öğrenme güçlüğü herhangi bir zeka sorunu olmaksızın çocuğun bazı alanlarda (matematik, okuma, yazı yazma gibi…) sorun yaşaması ve akranlarına nispeten zor öğreniyor olmasıdır. Bu çocukların zekası normal ya da normalin üstünde olabilir. Öğrenme bozukluğu gelişimsel bir sorundur ve çocuğun doğumuyla başlar. Ve çocuğun okula başlamasıyla birlikte fark edilir. Çünkü bu çocuklar okuma, yazma, matematik gibi beceri alanlarında akranlarına nispeten düşük performans gösterir. Özel öğrenme güçlüğü, çocuğun öğrenme süreçlerinden bir ya da bir kaçında aksama olmasıyla meydana gelir. Görme-işitme ile ilgisi yoktur.
Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların belirtileri
Bu çocuklar okul öncesi dönemde dil gelişiminde, kavram gelişiminde gecikmeler gösterir. Ayrıca okul öncesi dönemde bu çocukların küçük kas gelişiminde (çizme, boyama, kesme, …), büyük kas gelişiminde (koşma, atlama, …), öz bakım becerilerinde ve algılamada güçlük yaşayabildikleri görülür.
İlkokul döneminde;
Bu çocukların okul başarıları zeka seviyelerine göre düşüktür.
Bazı derslerde başarılı, bazı ders alanlarında ise çok başarısız olabilirler.
Okuma hızları, tüm sesleri çıkarabilme, bir parçayı kendi okuduğunda anlayabilme sevileri düşüktür. Bir başkasının okuduğunu anlamak onlar için daha rahattır.
Yazıları çirkin ve okunaksızdır. Bazı harfleri ters yazar veya heceleri karıştırabilirler, yazılarında imlâ hataları görülür.
Dört işlem yapabilme, sayı kavramı, problem çözebilme, matematik sembollerini öğrenebilme, aritmetik gibi alanlarda zorlanırlar.
Çalışma alışkanlığı gelişmemiştir. Bu konuda yavaş ve sıkılgan tepkiler gösterir.
Zaman (dün, bugün, önce, sonra) ve yön (ön, arka, sağ, sol, doğu, batı) kavramlarını karıştırır, kendilerini ifade etmede zorlanırlar.
Bir çocukta özel öğrenme güçlüğü var denilebilmesi için bütün bu maddelerin olması gerekmez. Ebeveyn bu maddelerden birkaçını bile çocuğunda gözlemlediyse, hemen bir uzmanla görüşmelidir.

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların ailelerine öneriler

Ailelerin öncelikle sorunu kabul etmeleri gerekmektedir. Bu yaklaşım, çocuğa en uygun eğitimin verilebilmesini ve çocuğun aile desteği ile daha çabuk sonuca ulaşabilmesini kolaylaştırır.
Mutlaka bir uzmanla görüşüp çocuğun bu konuda eğitim alması sağlanmalıdır.
Aile, sınıf öğretmenini, çocuğa konan öğrenme güçlüğü teşhisi konusunda bilgilendirmelidir.
Öğretmenden, ödevleri tahtadan deftere geçirebilme, çocuğun yazma problemi varsa önemli sınavları sözlü olarak yapma, dikkatlerinin dağılma ihtimaline binaen çocuğa daha kısa görevler verme gibi konularda, toleranslı davranması rica edilmelidir. Bu çocuklara kesinlikle baskı, zorlama yapılmamalı, aceleci davranılmamalıdır.
Çocuğun kendisini değerli ve özgüvenli hissetmesi sağlanmalı, aile sevgi ve desteği ile daima çocuğun yanında olmalıdır.
Çocuğa günlük programlar yapılmalıdır. Böylece çocuk, neyi ne zaman yapacağı konusunda belirsizlik yaşamamış olur.
Ona karşı uzun cümleler kurulmamalıdır. Kısa cümleli yönergeler sunulmalıdır,
Aile, çocuğuna yardımcı olabilir; ama çocuğu için her işi yapmamalıdır. Unutmayın çocuk ne kadar çalışır ve mücadele ederse o kadar çabuk ilerler.
Çocukta görülen başarılar anında teşvik edilmelidir.
Bütün bu anlatılanlar ihmal edilmezse çocuğunuzun bu sorununun üstesinden gelebileceğini unutmayın. Yapılacak en büyük hata, nasıl olsa geçer düşüncesi ile beklemektir.

AİLEM ZAMAN

Çocuğunuz özel öğrenme güçlüğü yaşıyor olabilir mi?

Karagöz et Hacivat – Türkçe Tercümesiyle Birlikte


                                       KARAGÖZ ET HACİVAT

Karagöz a hérité d`une caisse d`emballage complètement des pièces d`or de son oncle qui a habité en Egypte et est mort récemment. Après étude de cette situation, il a embarqué un soldat de marine marchand pour aller en Egypte avec le sien ami Hacivat de fin afin de résoudre les procédures de la transmission. Alors elles ont placé au loin au tour de nouveau à la Turquie sur une autre marine marchande. Sur leur chemin vers la Turquie, quand elles ont atteint la mer de Marmara, une rébellion éclate parmi les vagabonds et le shipmaster. Pendant cette rébellion le bateau a démarré obtenir une certaine eau de sorte que les passagers aient monté à bord de quelques bateaux de sauvetage et les soient parvenus à survivre.

Hacivat et Karagöz ont réussi à l`arrivée sans risque sur une plage de Mudanya avec leur caisse d`emballage qui était pleine des pièces d`or. Ils étaient si heureux qu`ils aient commencé à parler de ce qui s`était produit sur le soldat de marine. Ils étaient si intéressés à parler entre eux sur la plage de sorte qu`ils n`aient pas pu se rendre compte que leur bateau de sauvetage n`a pas été correctement attaché jusqu`au port et en conséquence en raison du vent et des vagues de haute qu`il a disparues en mer. D`ailleurs, ils avaient laissé la caisse d`emballage dans le bateau de sauvetage. Ils étaient malheureux mais il n`y avait rien à faire. Ainsi ils ont obtenu sur un chariot et sont allés de nouveau à leur maison à Brousse. Non seulement ils ont perdu toutes leurs pièces d`or, mais également ils avaient dépensé tout leur argent. Ils ont dû trouver un travail de faire une vie mais ils ne pourraient pas décider quelle sorte d`un travail ce devrait être. Tout en discutant à son sujet ils se sont perdus dans un entretien et ils ont commencé à faire des plaisanteries.

Karagöz : `Que quelle sorte d`un travail devrait j`avoir, Hacivat ? Dans mon travail je dois dépenser l`effort très petit mais gagner beaucoup`.
Hacivat : Le `là n`est aucun travail comme ce mon cher Karagöz. Ce que signifie il que le `dépensent peu d`effort mais gagner un bon nombre d`argent` ? Peu d`effort signifie peu d`argent`.
Karagöz : `Vous êtes Hacıcavcav tellement unmerciful (surnom de Hacivat). Vous voulez que j`obtienne étaient affamés en me donnant peu de nourriture. Je pense que vous devriez être compatissant et remplir mon le plat avec les légumes bourrés et moi aiment des boulettes de viande comme plat latéral avec elles. Ensuite les mangeant I aiment également avoir le riz et le dessert`.
Hacivat : Le `sont eux assez de mon cher ami. Vous aimez obtenir un certain repas de pois chiche, certains mousaka, des pâtes et du babeurre aussi bien`.
Karagöz : Le `I pensent que vous devriez les manger Hacıcavcav. Il serait merveilleux si je pourrais prendre deux parties de chaque plat que j`ai voulu et si je pourrais les manger le matin suivant`.
Hacivat : Ok de `! Mon cher Karagöz. Tous vos rêves peuvent venir vrai mais si vous travaillez tellement dur, dépenser beaucoup d`effort et gagner un bon nombre d`argent. Alors vous pouvez manger tous ces repas.
Karagöz : `Ce qui si nous avions attaché le bateau de sauvetage très bien et n`avions pas perdu tout notre or pièces de monnaie. Nous pourrions dépenser ces pièces de monnaie et manger celui que nous ayons voulu et nous vivrions heureusement.

Écrit par : Serdar Yıldırım                                      

                         
       KARAGÖZ  İLE  HACİVAT

Karagöz e  Mısır daki  amcasından bir sandık altın miras kalır. Bunun üzerine Karagöz yakın arkadaşı Hacivat ile beraber bir ticaret gemisine binip Mısır a  giderler. Miras işlemlerini hallettikten sonra yine bir ticaret gemisine binip geri dönerler. Ama  Marmara  Denizi nde kürekçilerin isyanı sırasında su alan gemiden yolcular kayıklara binerek kurtulurlar.

Karagöz ile Hacivat  altın dolu sandıkla Mudanya kıyılarına, bindikleri kayıkla ulaşırlar ama sahilde konuşmaya daldıklarından iskeleye iyi bağlamadıkları kayık dalgalara kapılır ve gözden kaybolur. Daha sonra bir at arabasına binerler ve Bursa daki  evlerine dönerler. Bırak bir sandık altını ceplerindeki para da bitmiştir. İş bulup çalışarak para kazanmaları gereklidir ama nasıl bir iş?  Onlar aralarında bu konuyu konuşurken tatlı bir sohbete dalarlar. Giderek sohbet koyulaşır, şakalaşmalar artar.

Karagöz: Sence nasıl bir iş tutayım  Hacivat. Ama tutacağım iş de az emek harcayıp çok para kazanayım.

Hacivat:  Öyle iş olmaz  Karagözüm. Ne demek az emek çok yemek. Az emek az yemek.

Karagöz:  Sen de amma yaptın be Hacıcavcav. Bana az yemek vere vere açlığa mı alıştıracaksın. Biraz insaflı olsan da tabağımı dolmayla doldursan. Pek severim dolmanın yanına köfteyi, ondan sonra pilavı ve şamtatlıyı.

Hacivat: Bu kadar yeter mi Karagözüm?  İstersen nohuttan, musakkadan, makarnadan ve cacıktan da alsan.

Karagöz: Onları sen ye Hacıcavcav. Benim istediklerimden ikişer porsiyon olsaydı, o yemeklerden birazı sabaha kalsaydı, ne güzel olurdu.

Hacivat: Tamam Karagözüm, bu istediklerin olur olmasına da, çok çalışırsan, çok kazanırsan, bu yemeklerden yersin.

Karagöz: Ahh. Ah. Keşke kayığı iyi bağlasaydık ve altınlar kaybolmasaydı. Altınları bozdurur bozdurur  harcar, yer içerdik. Keyifli bir hayat sürerdik.

Yazan: Serdar Yıldırım

Karagöz et Hacivat – Türkçe Tercümesiyle Birlikte

Müsait Olunca Beni Severmisin?

Müsait  Olunca  Beni Severmisin?

İçeri girer girmez neşeyle bağırdı:
-Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?
- Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum.
Herkesin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu.

Herşey erteleniyordu, telefon ve araba söz konusu olduğunda… Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu.
Nerelere gitseydi? Annesi kapattı telefonu.

Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti:

-Sana yardım edeyim mi ? dedi, en sevimli halini takınarak. Annesi manalı manalı baktı:
-Hayırdır? Bir yaramazlık mı var? Bak bir de seninle uğrasmayayım. Çok yorgunum zaten.

Yorgunluk nasıl bir şeydi ? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır :
-`Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni..`
diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.

Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, neden annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.

Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor.

Uykuya dalayım da, gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum.

Bu kelimeden nefret ediyordu.`Yorgunum, yorgun olduğumdan, böyle yorgunken`….

Anneciğim sen yorulma, diye…

Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Hadi sen oyna biraz.

Hani siz yoruluyorsunuz ya…Eeee….Bende oynamaktan yoruluyorum. Ne yapayım bilmem?

Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı.

Işıklar söndü birden.
Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.

Mum da yok! diye diye karıştırdı dolapları el yordamıyla.

Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını.

Deli tavsanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak
tavşan kafası yaptı.

“Bak deli tavşan“ diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı. Tavşan alabildiğine hür
dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça
kanepeden aşağı sarktı.

Sonra ışıklar geldi.

Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti. Birden kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı.

Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini.

Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu.

Çocuk sanki bir ipucu bekliyormuşcasına aralanan gözleriyle mırıldandı;

İşin bitince beni sever misin anne? dedi.

Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.

Müsait Olunca Beni Severmisin?

TAŞINDI: KADINLARIN İÇİNDEKİ KÜÇÜK KIZ

BİR HİKAYE OLDUĞU İÇİN

TAŞINDI: KADINLARIN İÇİNDEKİ KÜÇÜK KIZ